We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Dünya Covid ile Yaşamayı Öğrenebilir mi?

3 0 1
25.02.2021
TOPLUM

Küresel aşı kampanyası da bir bütün olarak, Covid’e verdiğimiz tepkiye oldukça benzer biçimde korkunç, ancak hiç olmadığı kadar da iyi. Başlangıç için, COVID-19’un ilk ortaya çıkışı ve oldukça etkili aşıların görücüye çıkması arasındaki sürenin şaşırtıcı derecede kısaldığını gördük. Bu genellikle en iyi koşullarda 10 ila 15 yıl alan bir süreç. Bunu bu kadar hızlı gerçekleştirebilmemiz, insanın neler becerebileceğinin bir ifadesi.

  • CHARLES KENNY
  • 25 Şubat 2021

Share on twitter

Share on facebook

Share on linkedin

Share on whatsapp

Share on email

/* widget: Social Icons With Circle Fill Effect */ .uc_sexy_social_buttons .uc_icon-button:hover i{ color: white !important; } .uc_sexy_social_buttons .uc_icon-button:hover i{ color: white !important; } .uc_sexy_social_buttons .uc_icon-button { background-color: white; border-radius: 30px; cursor: pointer; display: inline-block; font-size: 1px; height: 30px; line-height: 30px; margin: 0 2px; position: relative; text-align: center; -webkit-user-select: none; -moz-user-select: none; -ms-user-select: none; user-select: none; width: 30px; } .uc_sexy_social_buttons .uc_icon-button i { background: none; color: #ffffff !important; height: 30px; left: 0; line-height: 30px; position: absolute; top: 0; -webkit-transition: all 0.3s; -moz-transition: all 0.3s; -o-transition: all 0.3s; transition: all 0.3s; width: 30px; z-index: 10; } .uc_sexy_social_buttons .uc_icon-button:hover span { width: 0px; height: 0px; border-radius: 0px; margin: -1.8rem; } .uc_sexy_social_buttons .uc_icon-button span { border-radius: 0; display: block; height: 0; left: 93%; margin: 0; position: absolute; top: 95%; -webkit-transition: all 0.3s; -moz-transition: all 0.3s; -o-transition: all 0.3s; transition: all 0.3s; width: 0; }

Salgın Döngüsü (The Plague Cycle) kitabının yazarı Charles Kenny ile toplumların bulaşıcı hastalıklarla mücadelesi hakkında geçmişin öğrettikleri konusunda Romesh Ratnesar’ın yaptığı söyleşi.

Dünya Sağlık Örgütü’nün COVID-19’un küresel bir salgın olduğunu açıklamasının üzerinden neredeyse bir yıl geçti. Dünya genelinde en az 2.4 milyon insan bu hastalık nedeniyle öldü ve tahminen 120 milyon insan da sefalete sürüklendi. Yeni bir kitabın, Salgın Döngüsü: İnsanlık ve Bulaşıcı Hastalıkların Bitmeyen Savaşı’nın (The Plague Cycle: The Unending War Between Humanity and Infectious Disease) yazarısınız. Süresini ve verdiği zararın büyüklüğünü dikkate alarak, COVID-19’u insanlık tarihi boyunca rastlanan diğer salgınlarla nasıl karşılaştırırsınız?

Büyük tarihsel perspektiften bakarsak, COVID-19 Avrupa nüfusunun üçte biri ila yarısının öldüğü veba kadar ya da nüfusun yüzde sekseni veya daha fazlasının öldüğü Kolomb’un Amerika kıtasına varışının ardından kıtaya ulaşan felaket kadar kötü değil. Ama yine de oldukça kötü. Hatta olması gerekenden çok daha kötü.

COVID-19 hakkında ilginç olan şu ki, ilk yıl aslında bir süredir bildiğimiz müdahalelere başvurmaya çalışmakla geçti. Kitabımın kapağında, 1911’de bir Fransız gazetesinde yayınlanmış olan bir resim var. Bu resim o dönemde pnömonik vebadan muzdarip olan Mançurya’nın peşinde olan Ölüm’ün bir tasviri. Neyse ki, söz konusu veba salgını sadece birkaç ayda sonlandı. Bunun bu kadar kısa sürede sona ermesinin nedenlerinden biri, insanların maske takması, sosyal mesafeye dikkat etmesi ve seyahat sınırlamalarının olmasıydı. Bu teknolojiler bir süredir var ve biz bunları uygulama konusunda henüz çok daha iyi bir yere gelmiş görünmüyoruz hatta bu bakımdan dünyanın büyük bir kısmında daha da kötü durumdayız.

Diğer taraftan da yirmi ya da otuz yıl önce, şimdi kullanıma giren COVID-19 aşılarının ardındaki teknolojiler yoktu. Hatta birkaç on yıl önce bile, bir aşı için kesinlikle çok daha uzun bir süre beklemiş olurduk. Yüz elli yıl önce ise, bir COVID-19 aşısı için sonsuza kadar bekleyecektik. Yani bir bakıma da çok daha iyi bir yerdeyiz.

Kitabınızda dikkat çektiğiniz gibi, dünyada oldukça eşitsiz bir mücadele söz konusu daha yakın bir zamanda epidemi deneyimi yaşamış ülkeler bu tür bir salgınla başa çıkmak için gereken önlemleri halihazırda almış olmanın avantajından faydalandılar.

Amerika Birleşik Devletleri’nde halk sağlığı konusunda açıklama yapılmasına yol açan son büyük salgın Ebola idi ki o da ABD için hiçbir biçimde gerçek bir tehdit değildi. Öte yandan, son büyük bulaşıcı hastalık tehdidi olan SARS’ın, COVID-19’a çok daha yakın bir hastalık yaşandığı ülkeler ise çok daha iyi müdahale ettiler. Güney Kore ya da Tayvan’a bakın, oldukça çabuk kapandılar, test ve takip kullanarak ve hastalık bulaşanları karantina altına alarak hastalığı kontrol altına aldılar. Şu anda oralarda hastalık, burada ve dünyanın büyük kısmında olduğu gibi bir halk sağlığı tehdidi değil. SARS’tan, gerçekten takip etmemiz, testler yapmamız gerektiği vb. sonuçlar çıkardılar. Bu zaman zarfında biz “Hey, bakın biz Ebola’nın üstesinden geldik, zor olmadı; salgınlara hazırlıklıyız.” diye ilerlemekle meşguldük. Belli ki COVID-19’a hazır değildik.

Bunu daha erken bir aşamada durdurabilecek politika fırsatları kaçırılmış mıydı?

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sürecin oldukça başında “Bakın bu gerçekten endişe edilecek bir hastalık” demişti. Ancak Avrupa ülkelerinin pek çoğunda ve Kuzey Amerika’da hükumetlerin harekete geçmesi beş ya da altı haftayı aldı. Haftalar içinde, WHO’nun iyi bir COVID-19 testinin nasıl hazırlanacağına ilişkin numuneleri vardı; Amerika Birleşik Devletleri’nde başlarda yanlış yaptığımız şeylerden biri planlamamak ve sorunu çözmeye yetecek ölçüde yaygınlaştırmamaktı. Bence WHO bu salgını büyük........

© Perspektif


Get it on Google Play