menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bediüzzaman Said Nursî’nin 11–20 Yaşları Arasındaki Hayatı

3 0
previous day

İlim, Münazara ve Fikrî Uyanış Dönemi

Bediüzzaman Said Nursî’nin çocukluk ve gençlik yılları, onun sonraki ilmî ve fikrî şahsiyetinin oluşumunda önemli bir yere sahiptir. Bu dönem, yoğun medrese tahsili, süratli mütalaa, ilmî münazaralar, farklı âlim ve idarî çevrelerle temas ve nihayet çağının yeni ilimleriyle karşılaşma bakımından dikkat çekmektedir.

Bununla birlikte bu dönemin kronolojisini aktarırken kaynakların verdiği bilgilerin derecesini birbirinden ayırmak gerekir. Bediüzzaman’ın kendi beyanları, Tarihçe-i Hayat, TDV İslâm Ansiklopedisi ve sonraki akademik biyografiler, genel hayat çizgisinde büyük ölçüde birleşmekle birlikte özellikle Cizre, Mardin ve bazı geçiş safhalarının tarihlendirilmesinde farklılıklar bulunmaktadır. Bu nedenle aşağıdaki yaş başlıkları kesin olay tarihleri değil, yaklaşık gelişim dönemleri olarak kullanılmaktadır.

Buna karşılık bazı tarihler daha sağlam biçimde belirlenebilmektedir. Bunların başında 1892 yılında, yaklaşık on dört yaşındayken Doğubayazıt’ta Şeyh Muhammed Celâlî’den icazet alması gelir. TDV İslâm Ansiklopedisi bu bilgiyi açık biçimde vermekte ve Doğubayazıt’taki kesintisiz tahsilinin yaklaşık üç ay sürdüğünü belirtmektedir.¹

Dolayısıyla bu çalışmada esas alınan yöntem, her yaşı tek bir hadiseye bağlamak değil; gençlik yıllarındaki ilmî ve fikrî gelişimi, kaynakların izin verdiği ölçüde bir bütün olarak takip etmektir.

11–14 Yaşları Civarı: Yoğun Tahsil Yılları

Bediüzzaman’ın ilme olan ilgisi 11 yaşında başlamış değildir. İlk tahsil merakı çocukluk yıllarına kadar uzanmaktadır. Tarihçe-i Hayat’ta, dokuz yaşına kadar ailesinin yanında kaldığı ve ağabeyi Molla Abdullah’ın tahsilindeki gelişmenin onda ciddi bir ilim şevki uyandırdığı anlatılır. Bunun ardından Tağ köyünde Molla Mehmed Emin Efendi’nin medresesine gider; ancak burada uzun süre kalmaz.²

Daha sonraki yıllarda farklı medrese ve âlimlerden ders almaya devam eder. TDV İslâm Ansiklopedisi, genç Said’in konuları çok hızlı kavradığını ve dersleri hocalarından daha hızlı takip etmesi sebebiyle sık sık hoca değiştirdiğini belirtmektedir.³

Bu durum, onun tahsil hayatının sıradan ve uzun süreli bir medrese seyri şeklinde ilerlemediğini göstermektedir. Genç Said, kısa sürelerde farklı hocalardan ders almak ve daha ileri bir ilmî seviyeye ulaşmak üzere sürekli hareket hâlinde olan bir tahsil hayatı yaşamıştır.

Bu sebeple 11–14 yaşları arasını tek tek tarihlendirilmiş olaylarla anlatmaktan ziyade, ilmî merakın yoğun bir medrese tahsiline dönüştüğü dönem olarak değerlendirmek daha isabetlidir.

14 Yaş Civarı: Doğubayazıt ve İcazet

Genç Said’in ilmî hayatında en sağlam biçimde tarihlendirilebilen safhalardan biri Doğubayazıt dönemidir.

Şeyh Muhammed Celâlî’nin ders halkasına katılan Bediüzzaman burada kısa fakat yoğun bir tahsil gerçekleştirmiştir. Kendi beyanına göre, medreselerde yaklaşık on beş yılda okutulan yüzü aşkın kitabı üç ay içerisinde mütalaa etmiştir. TDV de Doğubayazıt’taki kesintisiz tahsil süresinin yaklaşık üç ay olduğunu ve diğer tahsil dönemlerinin daha kısa sürdüğünü belirtmektedir.⁴

Burada dikkat çekici olan yalnızca okunan kitapların sayısı değildir. Asıl önemli husus, çok kısa bir zaman içerisinde geniş bir ilmî malzemeyi kavrayabilme ve zihnî olarak işleyebilme kabiliyetidir.Bu yoğun tahsilin ardından Bediüzzaman, 1892 yılında henüz on dört yaşındayken Şeyh Muhammed Celâlî’den icazet almıştır.⁵

İcazet, klasik İslâm ilim geleneğinde belirli bir ilmî seviyeye ulaşmanın önemli göstergelerinden biridir. Bu bakımdan on dört yaşında icazet alması, çocuklukta başlayan tahsilin genç yaşta belirgin bir ilmî seviyeye ulaştığını göstermektedir.

Ancak Bediüzzaman’ın gençlik şahsiyetini yalnızca erken yaşta icazet almasıyla açıklamak yeterli değildir. İcazetten sonraki yıllarda ilmî münazaralar, farklı âlimlerle temaslar ve yeni ilimlere yöneliş onun düşünce dünyasını daha geniş bir zemine taşıyacaktır.

14–16 Yaşları Civarı: İlmî Şöhret ve Münazara

İcazetten sonra Bediüzzaman Bitlis’e dönmüş, kısa bir süre Şeyh Emin Efendi’nin derslerine devam etmiş ve ardından Siirt’te Molla Fethullah Efendi ile görüşmüştür.⁶

Molla Fethullah Efendi’nin yaptığı ilmî imtihanda soruları cevaplandırdığı, ayrıca Harîrî’nin el-Makāmât’ından verilen bir parçayı bir defa okuduktan sonra ezberden tekrar ettiği nakledilir. Bunun üzerine kendisine, hafızası ve zekâsıyla tanınan Makāmât yazarlarından Bediüzzaman el-Hemedânî’ye nispetle “Bediüzzaman” lakabının verildiği aktarılmaktadır.⁷

Bu hadisenin kendisi kaynaklarda yer almakla birlikte, kesin olarak hangi yaşta gerçekleştiği konusunda aynı açıklık bulunmamaktadır. Bu nedenle “15 yaşında Bediüzzaman lakabını aldı” şeklinde kesin bir ifade kullanmak yerine, icazet sonrasındaki gençlik yıllarında ilmî kabiliyetiyle dikkat çektiği ve bu çevrede Bediüzzaman lakabıyla anılmaya başladığı şeklinde ifade etmek daha doğrudur.

Bu dönemde onun ilmî faaliyetleri sadece ders dinlemekten ibaret değildir. Öğrendiği bilgileri farklı âlimlerle yaptığı görüşme ve münazaralarda sınamış, böylece sahip olduğu bilgi birikimi müzakere ve muhakeme ortamında gelişmiştir.

16–18 Yaşları Civarı: Tillo, Cizre ve Mardin Safhaları

Bediüzzaman’ın gençlik yıllarındaki seyahatleri arasında Tillo, Cizre ve Mardin safhaları önemli bir yere sahiptir.

Mardin üzerine yapılan bir araştırmada, 1919 tarihli ilk biyografide ve 1958 tarihli Tarihçe-i Hayat’ta Bediüzzaman’ın Mardin’e geliş tarihinin açıkça belirtilmediği; sonraki biyografik çalışmalarda ise farklı tarihler ileri sürüldüğü belirtilmektedir. Aynı araştırmada Cizre ve Mardin safhaları için 1894 ve 1895 civarındaki tarihler üzerinde durulmaktadır.⁸

Bu sebeple “17 yaşında Cizre’ye gitti” veya “18 yaşında Mardin’e geldi” gibi kesin ifadeler kullanmak yerine, bu hadiseleri gençlik dönemindeki ilmî ve sosyal hareketliliğin bir parçası olarak değerlendirmek daha sağlıklıdır.

Cizre dönemine ilişkin anlatımlarda Bediüzzaman’ın bölgedeki âlimlerle ilmî münazaralara girdiği ve ilmî kabiliyetiyle dikkat çektiği görülmektedir. Mardin safhası ise onun medrese çevresinin dışındaki sosyal ve fikrî çevrelerle karşılaşması bakımından önem taşır.⁹

Mardin’de Namık Kemal’in fikirleri, Cemâleddîn-i Efgānî ve Senûsî çevresiyle temas gibi hususlar daha sonraki biyografik araştırmalarda ele alınmıştır. Ancak burada önemli olan, bir fikirle karşılaşmak ile o fikri bütünüyle benimsemeyi birbirinden ayırmaktır.

Bu sebeple Mardin dönemini Bediüzzaman’ın belirli bir siyasî veya fikrî görüşü bütünüyle benimsediği bir dönem olarak değil, farklı........

© Risale Haber