Kalanın değeri
İnsan bazı şeylerin kıymetini, onlar hayatındayken değil, eksildiklerinde anlıyor.
Bir akşamüstü eski bir arkadaşla aynı masada oturduğunuzu düşünün. Çay fazla demlenmiştir. Bardağın ince camı avucunuzu ısıtırken dışarıda bir kepenk ağır ağır iner. Uzakta bir çocuk sesi duyulur, sonra sokak yeniden kendi sessizliğine çekilir. Masanın üzerinde yarım kalmış bir konuşma, yılların arasından çıkıp gelmiş birkaç isim vardır.
Artık yerinde olmayan bir dükkân.
Bir zamanlar her gün görülen insanlar.
O sırada fark etmezsiniz.
Hayatınızın bir parçası sessizce yerini almıştır.
Sonra yıllar geçer. Aynı sokağa yeniden uğrarsınız. Dükkân yoktur. Ağaç kesilmiştir. Evlerin rengi değişmiştir. Bir zamanlar birlikte yürüdüğünüz kaldırımın üzerinden şimdi başka insanlar geçmektedir.
Bazı şeyler hayatımızda büyük bir gürültüyle değil, yerlerinde durarak var olmuştur.
25 Eylül sabahında Türkiye’nin ve dünyanın gündemine bakarken, son günlerin siyasi ve ekonomik haberleri bana biraz da bunu düşündürüyor.
Ankara’da Mansur Yavaş’ın CHP’den ayrılarak siyasi yoluna bağımsız devam edeceğini açıklaması ve ardından Ankara’daki yedi ilçe belediye başkanının da CHP’den ayrılması, siyasetin mevcut dengeleri açısından yeni bir tablo ortaya çıkardı. Yavaş, kararının Cumhurbaşkanlığı adaylığı hesabıyla açıklanmasını doğru bulmadığını belirtti.
Bu gelişmenin siyasi sonuçları elbette ayrıca tartışılacaktır.
Fakat siyasetin günlük hesabından bir adım geriye çekildiğimizde, daha eski bir mesele beliriyor:
İnsan bir yere yalnızca adı orada yazdığı için ait olmaz.
Bir kurumun koridorlarında yıllar geçirir. Bir şehrin sokaklarını ezberler. Aynı sofraların etrafında oturur. Bir fikre emek verir. Bir söze inanır. Bir insanın sessizliğini bile tanıyacak kadar yakınlaşır.
Zaman geçtikçe bunların her biri görünmeyen bir bağa dönüşür.
Bu yüzden ayrılık yalnızca bir kapının kapanması değildir. Bazen insanın kendi geçmişiyle kurduğu ilişkinin yeniden biçimlenmesidir.
Siyasette de toplum hayatında da mesele, herkesin aynı düşünmesi değil.
Asıl mesele, farklı düşünenlerin birbirlerinin varlığını taşıyabilecekleri zeminin kaybolmamasıdır.
Aynı fikirde........
