Karşı devrim ve işbirlikçileri
Devrim bir el koyma işidir. Halk ayaklandı, eski rejimin, mülklerine ve iktidarlarına el koydu. Rejimin ideolojik dayanağı Katolik Kilisesi de büyük toprak sahibiydi, mülksüzleştirildi ve iktidarına son verildi. Toprak ellerinden gidince tanrısının da hükmü kalmamıştır. El koyduk, elimizdekini yönetmemiz gerekiyordu; meclisi, seçimi, anayasayı, yurttaşlığı bu ihtiyaç nedeniyle icat ettik.
Bunlara dayanan modern devleti Fransız Devrimi icat etti, el koymaya dayalıdır. El koydukları bu aygıt bundan böyle kralın, soyluların, ruhbanların mülkü olmayacak, halkın malı olacaktı. Halka, ulusa, hizmet temel göreviydi. O devletin silahlı gücünü halkın çocukları oluşturacaktı. Silahı soyluların elinden çekip aldık. Her Fransız belli bir süre askerlik yapacak, silah kullanmayı öğrenecekti. Devlet her yurttaşın temel eğitimini karşılıksız sağlayacak, sağlığı devletin işi olacaktı. Devlet bunlarla birlikte devlettir.
Hürriyet ve cumhuriyet de el koymanın getirisidir. Saltanatlarına el koyduk, hilafetlerini öteki dünyaya yolladık. Toprağı kalantorların elinden alıp halka verdik. Toprak biz el koyunca dönüştü, vatan oldu. Kutsallığı halkın el koymasında, halka ait olmasındandır.
Belediye, kent yönetimi, işçiler kente el koyduklarında ortaya çıktı. Tarihsel olarak belediye de, komün, bizim icadımızdır.
Karşı devrim de tersinden öyle yapıyor. Devrimlerle el koyduklarımızı geri alıyor, özelleştiriyor, yağmalıyor. El koyduklarımıza el koydular ve yeniden bir avuç asalağın mülkü ilan ettiler. Bizim el koyarak vatan yaptığımızı karşı devrim vatan olmaktan çıkardı. Şehirleri yönetenler artık birer şirket yöneticisi. Gün sonunda verdikleri ihaleleri sayıyorlar, “kâr ettik mi” diye bakıyorlar. Halkla, insanlıkla bir bağları kalmamıştır.
Toprak halkın değilse sultanındır. Sultanın toprağı ise vatan değil mülktür.
Eğitim ve sağlık ücretliyse, hastaneler ve okullar patronlarınsa, askerlik ücreti mukabili yapılan bir koruma işi ise, su paralıysa artık o eski devletten söz edemeyiz. O devlet........
