Alevi Cumhuriyetçilik
Çerçeve yasanın olumlu bir tek etkisi olduysa o da bir grup Alevi aydının 31 Ağustos’ta yayınladıkları bildiridir. Ortaklaşa dergisi, imzacılardan Şerafettin Halis’le bir söyleşi de yaptı. 1
İzlemeyenler için söylemekte yarar olabilir; malum sürecin “İslam birliği” esasına oturması ve yaptığı tarihsel göndermelerin Alevi katliamlarını olumluyor olması, tepkileri kışkırtmıştı. Barış başlığı altında sunulan bir projenin Osmanlı devletinin Kürt aşiretleriyle kurduğu bir savaş ittifakını hatırlatarak savunulması düpedüz saçmalıktı... İlginç olan, bu görüşleri ballandırarak anlatanların, yaptıkları gafın ayırdında olmamalarıydı. Bunun temelsiz ve kibirle karışık bir özgüvenden kaynaklandığı anlaşılıyor…
Neden temelsiz dediğimi burada fazla açmayacağım. Cumhur ittifakı partilerinden sermaye sınıfına, tarikatlardan emperyalistlere, en geniş anlamıyla mevcut iktidar bloğunun rejim değişikliği anlamına gelen köklü bir dönüşümü taşıyabilecek güçte olduğuna samimiyetle inanmak kolay değil. Böylesi bir dönüşüm yüksek bir irade birliği gerektirir. Kendi içinde kıyasıya dövüşen iktidar bloğundan çıkacak en son şeydir bu… Bana sorarsanız proje durdu bile!
Bahçeli-Öcalan sürecini geri dönülmez, hatta tamamlanması kaçınılmaz bir proje olarak sunanlar, gerçeği göremeyecek ölçüde körlük içinde olmayabilirler aslında. Daha basiti, yüksek perdeden konuşarak eleştirel veya karşı pozisyon alanları terörize etmek istemeleri daha büyük olasılık.
“Alevi aydınlara” gösterilen tepkiler de buna örnek oluşturdu. Söze imzacıların kendilerini nasıl tanımladıklarına dahi karşı çıkarak başladılar. “Alevi aydınlar” nitelemesi ne hakla........
