İşçi sınıfının kıpırdanması
Avrupa’nın birçok ülkesinde öğrencilerin başlattığı eylemlere işçilerin de katılması, dikkati çeken bir olgu haline geldi. Fransa’da başlayan ve giderek İtalya’yı, İspanya’yı kapsayan Portekiz, Almanya, Belçika, Hollanda, Arnavutluk’ta da görülen eylemler, esas itibariyle neoliberal politikalara bir tepkinin ürünü olarak gözüktü.
Sonuçta Avrupa’da ciddi bir sınıf mücadelesi, daha görünür hale geliyor. Peki bu koşullarda ülkemizdeki ekonomik ve sosyal sorunlara, baskılara karşı işçi sınıfı nasıl bir tavır geliştiriyor, ne yapıyor? Bu konuya girmeden önce yine Avrupa’daki sınıf hareketlerine kısaca değinelim.
Fransa’da öğrenciler, öğretmen eksikliği, sınıfların kalabalık oluşu, bakımsız okul binaları gibi somut eğitim sorunları üzerinden harekete geçti. Bu ülkedeki öğrenci sendikalarının varlığı da gençlik hareketinin örgütlü bir biçimde mücadele etmesine olanak sağlıyor.
CGT (Genel Emek Konfederasyonu) başta olmak üzere Fransa’nın beş büyük işçi örgütünün öğrenci mücadelesine destek vermesi de önemliydi. Keza işçi örgütleri, temel mesele hayat pahalılığı olmak üzere neoliberal politikaların yarattığı ekonomik ve sosyal sorunlara karşı eyleme geçtiler. 5 Kasım 2026’da bu amaçla genel grev yapılacak.
Görüldüğü gibi öğrenci hareketi ile işçi mücadelesinin birleşmesi, Fransa’da önemli bir gücün varlığını ortaya koyuyor. Bakalım bu ortak eylemlilik, kalıcı bir örgütlenmeye dönüşecek mi, dönüşmeyecek mi, süreç içinde belli olacak.
Bu şekildeki güçlü bir toplumsal muhalefet hareketi, Nisan 2027’de Fransa’da yapılacak seçimlerde de etkisini gösterebilir. Faşist Le Pen’in partisinin anketlerde ilk sırada yer almasına rağmen bu antifaşist güç birliğinin etkisinin ne olacağı merak konusu.
Diğer ülkelerdeki mücadele
Avrupa’da sadece Fransa’da değil İtalya, İspanya başta olmak üzere Belçika, Almanya, Portekiz, Hollanda, Arnavutluk gibi ülkelerde de öğrenci ve işçi mücadelesi sürüyor. Özellikle İspanya’da barınma hakkı gibi somut sorunlar üzerinden........
