Yapay Zekânın Müşterisi mi, Üreticisi mi Olacağız?
Dünya yeni bir dönemin kapısından geçiyor.
Adına yapay zekâ diyoruz ama mesele sadece bilgisayara soru sormak ya da birkaç saniyede resim hazırlatmak değil. Yapay zekâ bugün görüntüden tercümeye; sağlıktan eğitime, sanayiden savunmaya, metinden sese, ticaretten ulaşıma kadar hayatın hemen her alanına giriyor.
Mesele, geleceğin dünyasında kimin üreten, kimin tüketen olacağı meselesidir.
Son zamanlarda dikkatimi çeken bir şey var. Yapay zekâ artık sadece bilim insanlarının, mühendislerin veya teknoloji şirketlerinin konuştuğu bir konu değil. Dost meclislerinde, iş yerlerinde, kahvehanelerde; toplumun hemen her kesiminde konuşuluyor. Ben de bu mesele üzerine düşüncelerimi paylaşma ihtiyacı hissettim.
Sanayi Devrimi başladığında dedelerimiz bu büyük dönüşüme zamanında ayak uyduramadı. Avrupa makineleşti, üretim gücünü artırdı. Aradaki fark zamanla ekonomiden savunmaya kadar birçok alanda kendisini gösterdi.
Bugün önümüzde yeni bir dönüm noktası var: Yapay zekâ.
Tam da bu düşüncelerle yazımı hazırlarken, dün Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın 21.MÜSİAD EXPO Uluslararası İş Forumu kapanış programında söyledikleri dikkatimi çekti:
“Yapay zekâyı geliştirirken insan faktörüne gerekli önemi vermezseniz arzu ettiğinizin tam tersi neticelerle karşılaşabilirsiniz.”
Cumhurbaşkanımız devamında insanı insan yapan değerlerin, ailenin, toplumun, millî ve manevi hasletlerimizin ve iş ahlakının korunması gerektiğini vurguladı.
Aslında üzerinde durmaya çalıştığım mesele de bu: Teknolojiye teslim olmak değil, teknolojiyi kendi değerlerimizle buluşturmak.
Kur'an-ı Kerim'in insana ve bilgiye bakışı da önümüze geniş bir ufuk açıyor.........
