Amerika’da üretimi yeniden büyütmek
McKinsey’ye göre ABD atıl kapasiteyi kullanarak kısa vadede üretimini artırabilir. Ancak elektronik, yarı iletken ve ilaç gibi stratejik sektörlerde temel sorun kapasite kullanımı değil, üretim ölçeğinin iç talebi de karşılamaktan çok uzak olmasıdır.
Küresel ticaret düzeninin yeniden şekillendiği, jeopolitik risklerin arttığı ve teknoloji rekabetinin hızlandığı bir dönemde, üretim kapasitesi yeniden ekonomik gücün temel göstergelerinden biri haline geliyor. McKinsey Global Institute’un “Ramping Up Manufacturing in America?” raporu, ABD’nin sanayi tabanını yeniden büyütmesinin ne ölçüde mümkün olduğunu ve bunun hangi ekonomik gerçeklerle karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor.
Son yarım yüzyılda ABD ekonomisi üretimden hizmetlere doğru evrilirken, küresel üretim merkezi de Asya’ya kaydı. Bugün ABD hâlâ dünyanın ikinci büyük üreticisi olsa da Çin’in imalat üretimi ABD’nin yaklaşık dört katına ulaşmış durumda. ABD’de imalat sanayinin GSYH içindeki payı 1970’lerde yüzde 21 seviyelerindeyken günümüzde bunun yarısından daha düşük bir seviyeye geriledi. İstihdam tarafında da benzer bir dönüşüm yaşandı; imalat sanayinin toplam istihdam içindeki payı yüzde 22’den yüzde 8’e düştü.
Bu dönüşüm yalnızca üretim kapasitesinin yer değiştirmesi anlamına gelmiyor. Aynı zamanda kritik teknolojilerden ilaç hammaddelerine kadar birçok stratejik alanda tedarik zincirlerinin küresel ölçekte yoğunlaşmasına yol açıyor. Bugün ABD yılda yaklaşık 3 trilyon dolar değerinde imalat ürünü ithal ediyor. Bu rakam ülke GSYH’sinin yaklaşık yüzde 10’una karşılık geliyor. Daha da dikkat çekici olan ise imalat kaynaklı dış ticaret açığının 1,2 trilyon dolara ulaşmış olması.
Ticaret açığının ötesinde: Stratejik bağımlılık sorunu
Raporun en önemli katkılarından biri, üretim bağımlılığını yalnızca ticaret dengesi üzerinden değil, üç farklı risk boyutu üzerinden değerlendirmesi. Bunlar: Ürünün kritik öneme sahip olması; tedarikin sınırlı sayıda ülkede yoğunlaşması ve tedarikçilerin jeopolitik açıdan uzak veya riskli bölgelerde bulunması olarak sıralanıyor.
Rapor bu üç faktörün birleştiği ürünleri “Achilles’ heel” yani “Aşil Topuğu” olarak tanımlıyor. ABD’nin yıllık imalat ithalatının yaklaşık yüzde 25’i bu risklerden en az ikisini taşıyor. Yaklaşık 140 milyar dolarlık ithalat ise üç risk unsurunu aynı anda barındırıyor.
Bu kategoriye giren ürünler arasında akıllı telefonlar, dizüstü bilgisayarlar, yapay zekâ sunucuları, yarı iletkenler, nadir toprak mıknatısları ve kritik ilaç etken maddeleri bulunuyor. Dolayısıyla mesele artık yalnızca üretimin nerede........
