We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Benim için 2018’in en’leri

114 0 0
31.12.2018

En tepki çeken yazım

Freddie Mercury rolü için düşünülen Sacha Baron Cohen’in aklında seks ve düşüklük hakkında eğlenceli bir film yapmak vardı. Sonra Queen üyeleri devreye girip tarihi aklamayı tercih etti ve ortaya “Bohemian Rhapsody” saçmalığı çıktı. Ama bu saçmalık son beş yılda sinemaya hiç gitmemiş insanları bile salonlara çekti. İnsanlar müzikal seviyor demek ki, benimle kitleler arasındaki uçurum da giderek büyüdü. Buna işaret edip bu kadar tepki çekeceğimi de bilmiyordum doğrusu:

En yandaşı olduğum siyasetçi

Yıl bitmeden okuduğu kitapların, dinlediği şarkıların, izlediği filmlerin listesini yayımladı her sene yaptığı üzere. Siyasetten önce iyi bir akademisyen ve kuvvetli bir yazar olduğunu unutanlara iyi bir hatırlatma oldu sanırım. Beğendiği şarkıların arasında gezinirken “Aaa bunu da seviyormuş” diye ortaklıklar bulmak belki kimsenin paylaşmayacağı bir heyecandı. Bu sene ben de Barack Obama gibi “Love Lies” dinledim ve onun gibisinin bir daha gelmeyeceğini düşündüm.

En sıkıldığım figür

Yerel seçimlerden sonra sandık fetişizmi yok. O yüzden belki Beyaz Türk mahallesinde “Bu sefer iktidar panikte” diye başlayıp seçim gecesi “Oylar çalındı”yla devam eden, sonra “Kılıçdaroğlu gitmeli”ye varan o bilindik hikayeye bir süre maruz kalmayacağız en azından. Bu yaz en çok “Quantum Muharrem”den bir lider adayı çıkarabilen hayal gücüne, koskoca Türkiye’nin bir şakaya bu kadar gülmeden kapılmasına hayret ettim. “Başından beri kaybedecekti, sonunda da kaybetti” demiştim Quantum için.

En unutamadığım toplumsal olay

Fransa’daki Sarı Yelekler’in gösterilerini yerinde izlerken telefonumu şarj (ya da şarZ) etmek için gittiğim bir cafe’yi hiç unutamayacağım. Gösterilerin merkezi Champs-Elysee’ye birkaç adım mesafedeki cafe’de bir yandan protestocular bira içip milli marş söylüyordu, diğer yandan da lokanta tam mönü hizmette servisi sürdürüyordu. Az ileride polis biber gazı atıyor, protestoyla gündelik hayatın rutini birlikte ilerliyordu. Paris’i hayalet şehir olarak görmek de varmış; Ağustos ayı bile değildi üstelik.

En fazla alıntı yaptığım kitap

Arkadaşlarıma bıkkınlık verecek kadar Joan Didion’dan bahsettim bu sene. Özellikle Malibu yangınları sırasında ta 70’lerde yazdığı ve California üzerine bir başucu kitabı niteliğindeki “The White Album”den satırları tekrar tekrar yüksek sesle okudum. Özellikle hiç kimsenin bilindik anlamda tatil yapmadığı Malibu’nun eski halini hatırlamak, insanların markette karşılaşıp........

© Habertürk