menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yeni ilişkilerin görünmeyen sorunu: Tanımadan vazgeçmek

64 0
22.03.2026

Yeni ilişkilerin görünmeyen sorunu: Tanımadan vazgeçmekY

“Bu akşam date’im var”. Bir zamanlar daha çok bir dizinin repliği gibi duran bu cümle, artık gündelik hayatın sıradan bir parçası.

Dating uygulamaları, sosyal medya, rastlantısal karşılaşmalar… İnsanlar tanışıyor, yazışıyor, buluşuyor. Yalnız, bu temasların çoğu bir ilişkiye dönüşmeden sönüyor. Mesajlar bir süre düzenli gelirken ritim bir noktada değişiyor. “Konuşalım, buluşalım” deniyor ama o buluşma bir türlü netleşmiyor. Tam “Galiba bitti” derken telefon ekranı yeniden aydınlanıyor ve sohbet sanki hiç kesilmemiş gibi devam ediyor. Ne tamamen var ne tamamen yok. Bu durum, yani açık bir kopuş olmadan süren belirsizlik, insanı en çok zorlayan yerden yakalıyor.

Tam da bu noktada, yaşananın yalnızca bir ‘iletişim aksaması‘ değil, zihnin kurduğu bir ilişki biçimi olduğunu fark etmek gerekiyor. Çünkü mesele çoğu zaman karşı taraftan çok, bu belirsizlikle nasıl ilişki kurduğumuzda düğümleniyor.

Belirsizlikle kurulan ilişkiler

Bu düzensiz akışın içinde insanın nasıl tepki vereceğini bilmesi zorlaşıyor, çünkü ortada net bir veri yok. Belirsizlik var. Ve belirsizlik, zihnin en zor dayandığı şeylerden biri. Bilinmezliğin boş bıraktığı yerde zihin boş durmaz, anlam üretir. Bu anlam çoğu zaman veriden değil, ihtiyaçtan doğar. “İlgisi azaldı”, “Beni yedekte tutuyor”, “Bu tipler zaten böyle” gibi cümleler yalnızca bir yorum değil, çoğu zaman bir korunma refleksi gibi çalışır.

Öte yandan insan yalnızca olumsuz senaryolar kurmaz; kendisini rahatlatacak anlatılar da üretir. “Yoğundur”, “Belki çekiniyordur”, “İlişkiye henüz hazır olmayabilir” diyerek durumu anlamlandırmaya çalışır. Umut eder, sonra hayal kırıklığı yaşar. Bir süre sonra da bu döngüden korunmak için bu kez tersine savrulur ve “Bundan bir şey çıkmaz” diyerek süreci erkenden sonlandırır. İnsan çoğu zaman, incinmemek için ihtimalleri daha yaşanmadan kapatır.

Belirsizlik uzadıkça zihin yorulup konuyu kapatmaz; aksine daha fazla çalışır. Çünkü kapanmayan her ihtimal, içeride açık kalan bir kapı gibidir. Alarm susmaz; yalnızca daha hassas hale gelir. Üstelik belirsizlik yalnızca eksik bilgi değildir; aynı zamanda zihinsel bir tehdittir. Bu yüzden zihin boşluğu hızla doldurur.

Birkaç mesajdan, birkaç gecikmeden, birkaç suskunluktan bir karakter kurgular ve o anda karşıdaki kişi bir insan olmaktan çıkarak bir senaryoya dönüşür. Çoğu zaman da zarar verme ihtimaline. Yani ilişki başlamadan önce güvenlik sistemi devreye girer. Alarm açıktır. Sorun şu ki, ortada henüz net bir tehlike yoktur; yalnız zihin, belirsizliği çoktan bir sonuca çevirmiştir. İnsan, kesinlik yokluğunda ihtimalleri gerçek gibi yaşamaya başlar.

Buradan sonra mesele yalnızca belirsizliğe nasıl anlam verdiğimiz değil, insanları ne kadar hızlı ‘çözdüğümüz’ olur. Çünkü hız, çoğu zaman derinliğin yerini almaya başlar.

Bir kahveyle insan çözmek

Bir insanı tanımak, tek tek karelerden bir film kurmak gibidir; görüntüler zamanla anlam kazanır, tekrarlar ve çelişkiler bir bütün oluşturur. Bir ruh sağlığı uzmanı bile karşısındaki kişi hakkında fikir oluştururken ilk izlenimle yetinmez; söylemlere, örüntülere ve........

© Diken