Şiddetin mayasında yetişkinlerin elleri var
Çocuktuk. Öyle zamanlar ki, gülmek için sebebe gerek yoktu. Gülerdik, sonra sebepsiz güldüğümüze gülerdik. Bizim gülmemize, büyükler de gülerdi.
Sonra bir şeyler oldu.
Büyüdük.
Gülmek için sebep olması gerekti ve gülecek sebep bulmak zordu. Bizden beklenen “gereklilikleri” yerine getirmek zordu. Mezun olmak zordu, iş bulmak, tutunmak zordu. Birini sevmek zordu, evlenmeye karar vermek, evlendikten sonra çocuk isteyip istemediğini bilmek, çocuk yapmak, büyütmek… zordu. O yıllarda değil sadece gülmek, uyumak bile zordu. Mehmet Eroğlu’nun dediği gibi, “uyumak için anılarımızı da sarhoş etmemiz gerekti.” (Kendi Hayatında Ölme Vakti)
Sonra daha da büyüdük. Hayat az daha öngörülebilir oldu. Gülme zamanı geri mi geldi dedik ama geçen zamanda öyle zorlu bir yol yürüdük ki gülmek yine zordu. Artık gülmek, sebep bulma değil vicdan sahibi olma meselesi oldu.
Şöyle bir keyifle sarılınca çocuğumuza, aklımızın bir köşesinden 160 küçük mezar fotoğrafı belirdi. “Şükür” dediğimize utandık. Güzel bir sofradan kalkarken kulağımıza, “dünyada 43 milyon çocuk akut beslenme sorunu yaşıyor” diye fısıldadılar. Nasıl duymayalım?
Burası ikircikli kalanların, vicdan azabı duyanların, kendi mutluluğu içine sinmeyenlerin, kalbi hep az önce kötü haber almış gibi çarpanların… Çok gülünce “ağlamasak bari” diye endişelenenlerin diyarı.
Tüm yetişkinlerin elleri kirli
Aslında hepimiz biliriz ki biz yetişkinlerin elleri kirlidir. Sadece yetişkinlerin muktedir olduğu bir dünyada izleyici kaldığımız her acının sorumluluğu üzerimizedir. Çok gülünce ağlayacağımıza olan inancımız, gülmeyi hak etmediğimizi için için bilmemizdendir.
Suçluluk duygusuyla hayata devam etmek kolay değil elbette. Bazılarımız hemen at gözlüklerini takar, “etkim olmayana üzülmeyi bıraktım” diye kendini sıyırıverir. Onların yangında bir iğnesi kalmaz. Onlara benzemediğini sanan diğerleri de çok farklı değildir. Aslında hepimiz hayal ettiğimiz dünyayı başkasının kurmasını isteriz. Gerçekleşmeyen her hayalimizin bir sorumlusu vardır. Ve o sorumlu asla biz değilizdir.
Toplumsal gerginlikten “o siyasiler”, artan şiddet vakalarından “o diziler”, okul saldırılarından “o........
