menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Teslimiyetin Mahiyeti: Akli Teslimiyetten Kalbi Teslimiyete

10 0
12.06.2026

İhsan Kasım Salihi

Zihnimdeki bazı delilleri sizinle paylaşmak ve bu konudaki isabet derecesini anlamak istiyorum; bunu tam bir samimiyetle ifade ediyorum.

Günümüze baktığımızda, maalesef teslimiyet duygusunun ciddi oranda azaldığını görüyoruz. Hatta bu durum bizler için de geçerli. "Teslim olduk" diyoruz ancak bizimkisi tam manasıyla bir teslimiyet değil; daha ziyade akli bir teslimiyet. Yani bir mesele aklımıza yattığı, mantık süzgecimizden geçtiği ölçüde inanıyoruz. Aklımızın almadığı hususlarda inanmakta zorlanıyoruz.

Cenab-ı Hak dinini yürütmek istiyor; fakat yakın tarihimize baktığımızda Türkiye toplum olarak adeta "sıfırlandı". Harf inkılabıyla geçmişle bağlar koptu; ilim, kitap, Kur’an ve ezan gibi temel değerler büyük bir kesintiye uğradı. İşte tam bu noktada, Üstad Bediüzzaman’ın etrafına baktığımızda devrin büyük alimlerini değil, saf ve samimi "avam" insanları görüyoruz. Milletin büyük çoğunluğunun ümmi kaldığı bir dönemde, bu insanlarla böylesine büyük bir hizmet nasıl gerçekleştirilebilirdi?

İşte burada İlahi bir inayet devreye giriyor: Allah (cc), o insanların kalbine sarsılmaz bir teslimiyet duygusu veriyor. Onlar, "Üstad bunu söylemişse doğrudur" diyerek yola çıkıyorlar. Bu, bizim modern rasyonalizmle kavramakta zorlandığımız çok müstesna bir haldir.

Sıddık Süleyman, Hafız Ali gibi isimlerin ilmi müktesebatına baksak, belki akademik manada bir ilahiyat formasyonları yoktu. İçlerinde Hulusi Yahyagil gibi ilmi yönü kuvvetli olanlar olsa da çoğunluğu safi bir bağlılıkla hareket ediyordu. Onları bu denli sadık kılan neydi? Onlar, Üstad’da hiçbir zaman yalana, gıybete, iftiraya veya çirkin bir tavra rastlamadılar. Dostu şöyle dursun, düşmanı bile onun sıdkına şahitlik etti.

İşte Muhacir Hafız Ahmed’in, Üstad evine ilk geldiği gece hanımına, "Başımıza devlet kuşu kondu hanım!" demesi teslimiyetın en somut örneğidir. Üstad o sırada yorgun ve sürgündedir; ancak Hafız Ahmed, Üstad’ın o geceki evradını duyduğu anda ondaki manevi makamı tanımıştır. Allah o teslimiyeti bir kez kalbe yerleştirdiğinde; insan bir parça kağıt için hapsi, sürgünü, hatta idamı bile göze alabiliyor.

Bizim bugün yaşadığımız teslimiyet maalesef "kafa teslimiyetidir". Zihnimizdeki rasyonel kalıplara sığmayan her hakikate karşı bir "acaba" şerhi düşüyoruz. Bize gereken vazife;........

© Risale Haber