menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ankara Ankara...

56 0
11.04.2026

Burası İzmir Caddesi’dir. Caddenin başı Kumrular Sokağı’dır. Yolun iki yanını kaplayan apartmanlara inat göğe erişmeye çalışan çınarlarına, Ankara’ya kasvetli bir akşam inerken ebruli kanatlı kumrular konar ve sokak da adını buradan alır.

Caddenin sonu Necatibey Caddesi’dir. Ankaralılar sivil sivil dolaşırken tam burada başları çelik miğferli, elleri otomatik silahlı askerleri görürler. Burada Orduevi, Orduevi Sineması bulunur. Silahlı Kuvvetler, Ankara’da başka hiçbir şehirde görülemeyecek kadar kentin ve sivillerin içindedir…

Geçenlerde bir imza günü için gittiğim Ankara’da dolaşırken bunları düşünüyorum.

Derbeder ömrümün yaklaşık otuz yılının geçtiği Başkent’e, bu kez İstanbul’dan gelmiş bir misafir olarak bakıyorum.

Ankara, gençlik yıllarımdan bu yana sanki hiç değişmemiş gibi. Her yer gri ve grinin türlü çeşitli tonları. Apartmanlar gri, sokaklar gri, bilinmeyen bir yerlere telaşlı telaşlı koşturan insanlar gri. Marmara’ya alışmış gözlerim, puslu da olsa bir mavi, ufaktan da olsa bir “ateş kızılı” arıyor ama nafile. Ankara çoktan gride karar kılmış…

Kızılay’a iniyorum. Güzeller güzeli Sevgi Soysal’ı düşünerek, bu yapay başkentin insanı rahatsız edecek kadar temiz caddelerinde gençliğimi, aşklarımı, bir kısmı çoktan o bilinmez aleme göçmüş dostlarımı arıyorum. Vakit, “Yenişehir’de bir öğle vakti”.

Başımı kaldırır kaldırmaz gördüğüm o Anadolu bozkırı, beni yine şaşırtıyor. Ankara bozkırın göbeğindedir ve çok değil iki üç kilometre şehrin dışına çıktığınızda, kendinizi........

© Muhalif