menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

SÖZ, KALEM VE İTİKAT

37 0
07.10.2026

Yeryüzünde var olan her şey, mutlak manada kendine özgü bir renge sahiptir ve bu renk, yaratıcısı tarafından takdir edilmiştir. Bu takdir ediliş, canlı cansız bütün yaratılmışları kuşatır. Üstelik bu renk, yalnızca cismani varlığın dışa yansıyan fiziki görüntüsünden ibaret değildir, fıtratın rengi de aynı öze dayanır. Allah, dışına rengini verdiği yarattıklarının iç dünyalarını da kendi rengine bezemiştir. Bu ilahi rengin referans aldığı temel merci, “Ahsen-i takvim” olarak yaratılan insanın “Eşref-i Mahlûkat” oluşudur. Her şey kendi asli rengiyle ahenk içinde olduğunda gerçek anlamını bulur.

Ancak insanın inanç dünyasında durum katmanlıdır. Fiziksel ve cismani görüntünün tekabül ettiği rengin bir değişkenlik olasılığı yok gibidir. Lakin fikri, düşünsel ve felsefi renk, değişkenliğe açıktır ve her zaman, her mekânda dönüşebilme potansiyelini barındırır. Bu değişkenlik, genel hatlarıyla kişinin kalbindeki ikrarı ile hayatındaki amel-eylem aralığına tekabül eder. Söz de böyledir, yazı da. Tabiatı gereği söz ve yazı renkten renge girmeye, şartlara göre ton değiştirmeye müsaittir.

Sözün ve yazının renginin göreceli olması ve değişkenliğe müsait oluşu, zaman ve mekân düzleminde şartların değişmesiyle ya da kişinin mevcuda razı olup olmamasıyla gün yüzüne çıkar. Oysa amentünün rengi bellidir, sabittir ve asla........

© Mir'at Haber