Bir muhalefet türü: Toplum ve siyasetten azade düşünce
Süreksizlik, Türk düşünce dünyasının ana meselelerinden birisidir. Bu mesele, ideolojik bakışın zihin üzerinde kurduğu uzun soluklu tekel olarak karşımıza çıkar.
Şu, birçoğumuza hiç yabancı değildir: Bir aydın türü, bu ülkede ideal toplum, mutasavver toplum anlayışına uygun “gerçeklik” peşinde koşar. Hayalindeki toplumu bulamayan kişi, karşılaştığı gerçeği bu hayalin önünde bir engel olarak görür ve ona öfke duyar. Öyle olunca, düşüncesinin kodlarını toplumla kavga oluşturur.
Elinde bir şablonla her yerde sınıf kavgası veya Batı tipi kurum, devlet arayan pek çok yazar, çizer, akademisyen; Sezer Tansuğ’un “camide fresk arayan adam” örneğinde olduğu gibi, istediğini bulamadığı anda o değer sistemiyle, bu değer sistemini taşıyan toplumla ve toplulukla kavgaya tutuşur.
Bu tür bakış için, seçkin açısından bir darbe, bir iflas, bir sarsıntı üzerinden gelen her kuvvetli dalgalanma bir kopuş olarak algılanır. Kopuş fikri, algısı, sanısı onlara soluk aldırır. Böylece aynı melodiye yeniden başlarlar. Doğal olarak bu başlangıç, bir önceki evreye, yenilgi dönemine ve o dönemin tüm akıl yürütmelerine dair mutlak bir reddiyeyi içerir. Her kopuş ve ret hâlinde olduğu gibi........
