DESA’nın yeni sayfasında Toskana ve biyomalzeme var “Olmazı oldurmak…”
DESA’nın hikâyesi bir markalaşma hikâyesi ile sınırlı değil… Üretimden vazgeçmeden markalaşmanın, Türkiye’den İtalya’ya doğru tersine yatırım yapmanın ve zanaatı küresel lüksün içine taşımanın hikâyesi. Şirket, bir taraftan lüks modanın en köklü üretim merkezlerinden Toskana’da kendine yer açarken, diğer taraftan kendi köklerini, üretim bilgisini ve deri konusundaki deneyimini geleceğin malzemelerine taşıyor.
DESA’nın 54 yıllık yolculuğunu anlatan kitabın adı, “Olmazı Oldurmak - Deri Modasında Dünya Markası Olma Yolunda Desa’nın İlham Veren Hikayesi.”
Milano’da DESA CEO’su Burak Çelet’i dinlerken, ardından Toskana’nın küçük kasabası Poppi’deki Desa fabrikasını gezerken bu başlık sık sık aklıma geldi. Çünkü bazen bir şirketin hikâyesini rakamlardan çok, izlediği yol anlatıyor.
1972’de Türkiye’de yola çıkan bir deri markasının, yarım asır sonra Toskana’da dünyanın en büyük markaları için “Made in Italy” üretim yapan bir fabrika kurması, bu fabrikada Türkiye’de yetiştirdiği ustaların çalışıyor olması ve Milano Moda Haftası sırasında dünyanın moda ve lüks sektörüne yön veren isimlerle aynı platformda yer alması…
Aslında “olmazı oldurmak” tam da böyle bir şey…
Burak Çelet, 21-22 Eylül’de Milano’nun simge yapılarından Torre Velasca’da düzenlenen Milano Fashion Global Summit’te konuşmacıydı. Bu yıl 25’incisi gerçekleştirilen zirvenin teması da DESA’nın hikâyesiyle ilginç biçimde örtüşüyordu: “Roads and Roots” -Yollar ve Kökler.
Zirvede Ermenegildo Zegna, Antoine Arnault, Moncler Yönetim Kurulu Başkanı Remo Ruff ini gibi küresel lüks sektörünün önemli isimleri vardı. Burak Çelet ise “Global Market Overview” oturumunda değişen tüketici dinamiklerini, tedarik zincirindeki dönüşümü ve küreselleşirken kökleri korumanın önemini anlattı.
Moda devlerinin stratejik çözüm ortağı
Milano’daki konuşmasında Burak Çelet’in üzerinde durduğu konulardan biri, küreselleşirken kökleri korumaktı. Çelet, “Kurulduğumuz ilk günden bu yana Türk deri işleme sanatını ve tasarım gücünü dünyaya tanıtmayı kendimize misyon edindik” derken, bugün gelinen noktayı şöyle tanımlıyor: “Tekirdağ Çorlu, Düzce ve İstanbul Sefaköy’deki........
