menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Her yerde bisiklet

25 0
previous day

Bisiklet, sağlıklı yaşamın, ekolojik bilincin ve medeniyetin simgesi sayılır. Ancak otomobilden alan talep ettiğinde çoğu zaman çatışmanın nedeni haline gelir. Selanik'in sahil yolu olan Nikis Caddesi'ndeki bisiklet yolu, başlangıçta eski sahilin taş döşeli kaldırımı üzerindeydi ve bisikletliler alanı yayalarla paylaşıyordu.

2020'de, pandemi önlemleri kapsamında asfalt yola indirildi ve otomobillerden bir şerit aldı. Geçici bir önlemdi ve belediye onu hiçbir zaman ruhsatlandırmadı. Makedonya–Trakya Adem-i Merkezi İdaresi, belediyenin kendi önerisini, yani mevcut durumun korunması önerisini reddedince bisiklet yolu yasa dışı sayıldı ve belediye onu yeniden taş kaldırıma taşımaya karar verdi.

Selanik'te de her gün bisiklete binen biri olarak, hangi yasanın ve hangi amaçla yurttaşları bu yaşam biçimine mahkum ettiğini merak ediyorum. Bir şerit alan bisiklet yolu yasa dışı sayılıyor, oysa hava kirliliği, gürültü ve yaya için kamusal alanın kaybı yasa dışı sayılmıyor. İroni şu ki “yasallık” yaşam kalitesini değil, otomobili koruyor.

Bisikletli, otomobil sürücüsünden önemli ölçüde farklıdır. Sigorta primi ve yakıt masrafı ödemez, otomobil satın almaz ve enerji kaynaklarını tüketmez, üstelik her gün egzersiz yapar. Genellikle bisikletini kendisi onarır, sürücü ise uzman servislere başvurur. Dolayısıyla doğrudan ulaşım maliyeti belirgin biçimde daha düşüktür ve piyasa için yarattığı ekonomik faaliyet sınırlıdır. Belki de bu, bisikletlinin kamusal alana ilişkin kararlarda neden daha az dikkate alındığını kısmen açıklıyor. Kararlar çoğunlukla ekonomik çıkarı ve örgütlü temsili olanlardan, yani otomobil üreticilerinden, servislerden, akaryakıt ve sigorta şirketlerinden etkilenir. Bisikletlinin satacak ya da satın alacak bir şeyi yoktur ve güçlü hiçbir kuruluş tarafından temsil edilmez.

Dünyanın başka yerlerinde “yol kime ait?” sorusuna farklı bir yanıt verildi.

Madrid'de çevre yolu parka dönüştü

Madrid'i kişisel olarak tanıyorum. Otuz yıl önce bizim kentlerimize benziyordu, plansız yapılaşma, kent dokusunun içinden geçen çevre yolları, trafik ışıkları, otomobiller ve gürültü vardı. Belediye başkanı Alberto Ruiz-Gallardón, tüneller aracılığıyla otoyolları ve Manzanares Nehri'nin yanından geçen M-30 çevre yolunun tamamını yer altına aldı. Yüzeyde, nehrin kıyılarında yeşil alanlar ve bisiklet yolları oluşturdu. Bugün Madrid Río Parkı'nı gezen biri, köprüleriyle, yaya yollarıyla ve dinlenme alanlarıyla bu yerden bir zamanlar çevre yolunun geçtiğine zor inanır.

Dünyanın geri kalanı da bu yolu........

© Bianet