We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Düdük

71 9 24
23.09.2021

"Ne diyorsun lan sen, düdük!" Argomuzda düdük, kendi bilgisi ve yetkisi dışında konuşan ve/veya iş tutanlara yapıştırılan bir deyim. Derler ki düdük, çıkardığı sesi bizzat kendisinin çıkardığını sanırmış; sahibinin üflemesinden ileri geldiğini bilmezmiş.

Epey eski bi tarihsel geçmişi var.

***

Ortaçağ boyunca Devlet-Din ilişkileri açısından Batı Roma İmparatorluğu ile Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans) arasında tam ters bir paralellik vardı.

Batı’da Kilise (yani resmî din kurumu) Devlet’e (yani devleti temsil eden siyasal iktidara) egemendi. Doğu’da ise Devlet Din’e egemendi. Yani Doğu’da, kral anlamında sezar ile dinî lider anlamında papa kelimelerinin birleşiminden türetilmiş bir terim olarak bugün sezaropapizm dediğimiz, dünyevi iktidarın dinî iktidara hükmetmesi sonucu her iki makamın aslında tek bir kişide (imparatorda) birleşmesine dayanan bir sistem vardı.

Sebebi: Batı’da Kilise (Katolik Papalık) en büyük feodal bey (toprak ağası) idi. Doğu’da ise kiliseler ve manastırlar dışında Kilise (Ortodoks Patrikliği) toprak sahibi değildi. Arkadaşım Prof. Niko Uzunoğlu söylüyor, imparatorlar Kilise mülklerini kamulaştırmışlardı; büyük topraklar Bizans tahtına birbirinin ardına geçen on iki kadar bürokratik ve askerî sülaleye aitti.

Bu sosyo-ekonomik düzenin sonucu olarak Batı’da papalar krallara hükmettiler, Bizans imparatorları da bugün “Fener” dediğimiz patrikliğe. Bu siyasal miras 1453’te Bizans bitince onu bitiren Osmanlı’ya intikal etti, Kasım 1922’de de Osmanlı bitince (saltanat kaldırılınca), kaldıran Türkiye Cumhuriyeti’ne.

Buna bağlı olarak söylemeden geçmeyelim; Osmanlı’da sanıldığının aksine dinî kurallarla yönetilen yani teokratik bir düzen yoktu. Sultan ister de şeyhülislam filanca hakkında idam fetvası vermezse azledilir, yenisi fetvayı derhal sunardı. İsterse sunmasın.

***

Osmanlı’daki gibi Devlet’in ilahi bir nesne olduğu görüşü Bizans’ta yoktu ama imparatorlar patrikleri hem içeride (tabaayı yönetmek için) hem de dışarıda (Balkanlardaki diğer Ortodoksları yani Slavları etkilemek için) istedikleri zaman ve biçimde öttürdükleri bir düdük olarak kullanırlardı. Aynı şekilde, Osmanlı sultanları da Şeyhülislamlığı.

Hatta Osmanlı’da, olay kullanmanın da ötesine geçti: Yetkilerini aşıp fazla konuştukları ve devlet yönetimine karıştıkları için Osmanlı’nın katlettiği en az üç şeyhülislam biliyoruz. Tabii, şeyhülislamlara verilebilen en ağır ceza........

© Artı Gerçek


Get it on Google Play