menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Dans eden” köy adamları...

35 0
yesterday

“Dans eden” köy adamları...

Orada olmakta olana bakan gözlerin hepsi aynı şekilde aynı şeyi mi görür? O anı yaşayanlar olarak gördüğümüzü zannettiğimiz o sahne, zihnimizde aynı şekilde mi muhafazaya alınır? Yoksa   her birimizin hafızasındaki “ressam” o kaydı bugünün tecrübesi ışığında güncelleyip bazı yerlerini yeniler, renklendirir, bazı yerlerini gölgede bırakmaya mı karar verir? Hafızanın “metin yazarı”, gördükçe, gördüklerini tasnif ve tasvir ettikçe dün ile gün arasında, duyguların ritmi eşliğinde sürekli bir gel-git mi yaşar?

 Galiba Orta 1 Türkçe kitabında Nurullah Ataç’ın görmek ile bakmak arasındaki farkı anlatan bir denemesi vardı. Bu deneme beni o kadar etkilemişti ki sıhhatsizliğimden dolayı arkadaşlarımla birlikte bahçede koşup oynayamaz ve onlara kenardan bakarken, bir anlığına gözlerimi kapatır, sonra neler gördüğümü kendime anlatırdım.

Çocuklarımı büyütürken onlar henüz dört beş yaşındayken belli bir sayıya kadar sayar, “Etrafınıza bakın” dedikten sonra gözlerini kapattırır, “Şimdi gördüklerinizi anlatın” derdim. 

Çocuk bakışının ne kadar farklı olduğunu o zaman öğrendim.

Çocuk bakışının, yetişkin insanlara göre çok farklı bir boyutta olduğunu hayretle idrak ederdim, üstelik gördüklerini anlatırken seçtikleri kelimeler felsefi bir makalenin giriş paragrafı olacak kadar derin gelirdi.

Bizim çocukluğumuzda halk oyunlarına çok önem verilirdi. Halk oyunları ekibinde olan arkadaşlarımızın adeta dokunulmazlığı vardı. Milli bayramlar yaklaşırken sık sık derslerden ayrılır, provalar yaparlardı. İlle de ekip başı olmak...  Girdiği bütün savaşları kazanmış komutan payesi ile dolaşırdı bayram bitene kadar ekip başı. 

Çocukluğum ne şehirli ne köylü olamayan, arafta takılı kalmış bir dikkatin renkleriyle alacalıdır. Attila İlhan’ın “Mahur Bestesi”nin alacasını koymak gerekir buraya, alacanın ne olduğunu genç okuyucuya hissettirebilmek için:

“Şimdi bir alaca karanlıkta/söylenmiştir /o mahur beste ki hüznün türküsüdür/ay ışığı süzülür gecenin derinliğinden/bir hatıra gibi uzaktan sessizce”

Dışardan bakmayı, içerden görmeyi kendi çabalarımla temrin ettim. Bakarken göremediklerimi, anlayamadıklarımı........

© Yeni Şafak