menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hayırla yâd edilmek

46 0
21.06.2026

Merhum Adnan Menderes’ten sonra demokrat misyon bayrağını devralan Demirel’in siyasî hayatı, aynı zamanda Türkiye’nin demokrasi mücadelesinin de bir özetidir. Demokrasiyi ve hukuku katleden, millet iradesini devre dışı bırakan askerî müdahalelere karşı gösterdiği demokratik direnç, onun siyasî mirasının önemli parçasıdır.

1971 Muhtırası’nı da, 12 Eylül 1980 Darbesi’ni de yaşadı; ancak her şart altında demokrasiyi savundu. Milletin burnunun kanamaması için müsbet hareket anlayışından vazgeçmedi.

10 Ekim 1965 genel seçimlerinde Isparta milletvekili olarak giren Demirel, Adalet Partisinin tek başına iktidara gelmesiyle Türkiye’nin 12. Başbakanı oldu. 1969-79 tarihleri arasında 5 kez daha hükümet kurdu. 1987’de siyasî yasaklar kaldırılınca DYP Genel Başkanlığına seçildi. TBMM tarafından 16 Mayıs 1993’te 9. Cumhurbaşkanı seçilen Demirel, 16 Mayıs 2000’de görev süresini tamamladı. 

Siyasî hayatı boyunca altı kez hükümet kurdu, darbeler ve yasaklarla karşılaştı; ancak her defasında milletin desteğiyle yeniden siyasete döndü. Kendi ifadesiyle “altı kez gitti, yedi kez geldi.”

DEVA Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin’in anlattığı bir hatıra Demirel’in demokrasi anlayışını ortaya koyuyordu.

Meclis Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu heyetiyle birlikte Güniz Sokak’ta kendisini ziyaret ettiklerinde, MGK kararına ilişkin sorularla kendisine, yüklendiklerini söyleyen Şahin, “Dünün güneşiyle bugünün çamaşırları kurutulmaz genç vekillerim. Darbeler filin züccaciye dükkânına girmesi gibi bir şeydir, sağlam hiçbir şey bırakmaz. Demokrasi bizim hepimiz için en kutsal değerdir, buna hep birlikte sahip çıkalım. Ben demokrasiyi yaşatmak için çok çabalar sarf ettim” dediğini hatırlattı.

“Bugün kendisini daha iyi anlıyoruz” ifadesi Ankara’da gazete temsilcileriyle yaptığımız istişare toplantılarından birisinde bir temsilci dostumuzun, “Sayın........

© Yeni Asya