menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sırrı dökülen aynalar

11 0
03.10.2026

Bir ayna bir aynaya baksa... Ellerini yıkasa sular... Susasa sonsuz bir aşka… Geceler kaybolsa karanlıkta...

Biliyor musunuz kuş sesleri eksildi. Kediler kendi sokaklarında sığıntı gibi. Cırcır böcekleri sustu çok sustu. Şehirleri asfalt ve betonlar öldüresiye dövüyor. Biliyor musunuz uçaklar uçmasa da olur kuşlar uçmayacaksa.

Göç yollarını göçürecekseniz köprüler kurulmasın, olmasın, olmasın. Bu benim değil; kuşların çığlığı; susturabilir misiniz?!

Denizleri boğuyorsunuz; boğulacaksınız.

Ağaçları kurutuyorsunuz; kuruyacaksınız. Elleriniz tutuğunu kurutuyor; çölden beter. Size Hızır, size Mehdî, size İsa gerek... 

Yeteeeeeeeeeer, yeter! Böyle giderse

kan ter içinde öleceksiniz; göreceksiniz!

Dünya fânî ki çok fânî... Mal da yalan mülk de yalan... Malı mülkü yoksa da ne eksilmiş insanlığından bunu diyenin?!

Harç getir, kireç getir! Ev, araba, elbise...

Bu ne kadar endişe... Bu gel geç sevdalardan kurtulmadan; kurtulamayız.

Çağ çok kirlendi. Korkularım, ümitlerimi bastırmadan haddini kim bildirecek zalim ve münafıkların; dünyayı durmadan dişleyenlerin?

Ne olacak şimdi? Otobanlar, otomobiller bir yere götürmedi. Siteler; tel örgüler, duvarlar ardında... Okullar skolastik zamanlardan (kalıntı...) Hocalar bina okur; döner döner yine okur. Açlık ve yoksulluk, sınırları çoktan aşmış. “Fena ve fani” bir şair: “Yiyin efendiler yiyin; doyunca, çatlayınca, tıksırıncaya...” der. 

Haberleri dinlemek acı... Hep ötekini suçlayanlar... Bir cümle kurarken zorlanan diplomalılar. Aşırı vergiler, israf, bilgi kirliliği... 

Dünkü dostlara birden selâm sabah kesmeler... Mebzul miktarda yalan... Had safhada kelimesizlik... 

Nereye gidiyoruz, diye sormayalım mı?!

Meclis niye konuşmaz her şeyi?........

© Yeni Asya