menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kodlama ve veri setlerindeki gizli ön yargılar: Yapay zekâ, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini yeniden üretebiliyor

31 0
09.03.2026

8 Mart Kadınlar Günü yine yaşandı bitti. Eşitsizlik her alanda maalesef sürüyor ama şimdilerde buna "yapay zekâ" da eklendi. ABD ve İsrail'in, İran'a saldırılarını yaşadığımız bugünlerde, ABD'de yapay zekâ alanında duyduklarımız bizi savaş açısından endişelendiriyor.

Bugünlerde Pentagon'un Anthropic'i "Tedarik Zinciri Riski" diye tanımlayarak, askeri yükleniciler tarafından kullanımını yasaklaması olayını gördük. Anlaşmazlığın nedeni olarak, Anthropic’in yapay zekâ sistemlerine yerleştirilmiş etik güvenceler olduğu ve bunların otonom silahlar veya kitlesel iç gözetim için kullanılmasına izin vermeyi reddettiği belirtildi. Arkasından OpenAI donanım şefi Caitlin Kalinowski'nin, gözetim ve otonom silahlar konusundaki endişeleri nedeniyle istifa ettiği ortaya çıktı. Bunlar işin içindeki insanların yarattığı olaylar.

Zaten bu endişeler yeni bile değil, Önce Sam Altman'ın 2023'de İşten atılması (ve sonra geri dönmesi) ve sonra 2024'de Yapay zekâ şirketleri çalışanları ABD Kongresinden "ihbarcı koruması" diye bir hak istemeleri. Hep dikkatimizden kaçmaması gereken hususlar. Yani işin içindeki üst ya da alt düzey insanlar da bir şeylerden rahatsız.

Kodlama ve veri setlerindeki gizli ön yargılar

Ama bırakın savaşı, günlük toplumsal hayatımız içinde de sorun var. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti 8 Mart Kadınlar Günü nedeniyle bir panel düzenledi. Değerli panelistler davet etmişlerdi. Bu panelistlerin neler söylediklerine ayrı ayrı yer vermeyi planlıyorum. İlk olarak İstanbul Gelişim Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zeynep Burcu Şahin ile konuştuk.

Zeynep Burcu Şahin'in sunumu ve bizim bugünkü söyleşimizin temeli, 2025'deki "Yapay zekâ Uygulamalarında Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliğinin Yeniden Üretimi: Kodlama ve Veri Setlerindeki Gizli Önyargılar"başlıklı araştırma. Trump'ın ayrımcılığı önlemeye yönelik eyalet yapay zekâ kanunlarını geçersiz kılan kararnamesi de aklımızda tutarak, şimdi sorularımıza geçelim.

Doç. Dr. Zeynep Burcu Şahin

-İlk sorumuz, yapay zekâ mevcut stereotipleri, kalıp yargıları ve önyargıları benimseyerek algoritmalarına yansıtıyor mu? Yapay zekâ algoritmaları ve veri setleri toplumdaki önyargıları yeniden nasıl üretebiliyor?

Yapay zekâ bir bilinç değildir. Bir tarihsel hafızadır. Ve o hafıza, yüzyıllardır erkek merkezli üretilmiş bir bilgi rejiminin içinden beslenir. Algoritma dediğimiz şey, toplumsal bilinçdışının matematiksel versiyonudur. Eğer algoritmalar, tarihsel olarak oluşmuş toplumsal verilerle eğitiliyorsa, bu verilerdeki cinsiyetçi kalıplar da sistemin çıktılarında tekrar ortaya çıkabilir. Araştırmamızda da gördüğümüz gibi, yapay zekâ uygulamaları kadınları çoğunlukla “nazik, duygusal, sevecen” gibi sıfatlarla; erkekleri ise “güçlü, lider, başarılı” gibi özelliklerle ilişkilendirebiliyor. Bu durum aslında yapay zekânın yeni bir önyargı üretmesinden ziyade, toplumda zaten var olan kalıpları veri setleri aracılığıyla yeniden üretmesi anlamına geliyor.

-Birleşmiş Milletler toplumsal cinsiyet eşitliğini temel bir insan hakkı olarak tanımlıyor. Türkiye’de ya da dünyada bu hedefe ulaşma konusunda sizce en büyük engeller nelerdir? Kadınların kadınlara bakışını nasıl değerlendiriyorsunuz? Başarılı kadınlar neden sevilmiyor?

Toplumsal cinsiyet........

© T24