Kendi gerçeklerinden kaçmayan bir insanın direnişi: Açılın ben de oyuncuyum!
Tiyatrocu Orkun Genç, kendi hayatındaki sarsıcı yüzleşmeyi Gezici Kumpanya'nın yeni yapımı Refik - Açılın Ben De Oyuncuyum ile sahneye taşıyor. Hayattaki yarım kalmışlıklarına rağmen pes etmeyen, denemekten ve mücadeleden asla vazgeçmeyen bir karakterin evrensel hikâyesini merkeze alan bu interaktif oyun; yapboz gibi sökülüp takılabilen dekoru ve dördüncü duvarı yıkan rejisiyle kendi gerçeğinden kaçmayan bir insanın direnişini anlatıyor.
Kendi gerçeğini de yazıp oynayan Orkun Genç, yönetmen Sercan Şekerci ve yardımcı yönetmen Alara Türkü Aktaş; sahnedeki yüzleşme sürecini, 'kambur adam' metaforunu ve seyirciyi kendi görünmez travmalarıyla baş başa bırakan oyunlarını T24'e anlattı.
Söyleşinin tamamını dinlemek için tıklayın
- Oyuna geçmeden önce ilk olarak sizi tanıyarak başlayalım?
Orkun Genç: Marmara Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunuyum. Tiyatroya 10 yıl önce başladım, alaylı olarak eğitim aldım. 2023 yılında Gezici Kumpanya'yı kurduk Alara ile beraber ve sanatımızı burada icra ediyoruz.
Alara Türkü Aktaş: Ben de Marmara Üniversitesi'nde okudum; tercümanlık, çevirmenlik. Orkun'la da Sercan Hocamla da orada tanıştık, alaylı bir şekilde. Gezici Kumpanya'nın da genel koordinatörüyüm.
Sercan Şekerci: Marmara Üniversitesi’ne 2008 girişliyim, biyoloji bölümü mezunuyum. Sonrasında tiyatroda devam ettik, yine alaylı bir şekilde orada. Daha sonrasında Şehir Tiyatrosu'nda eğitim aldığım iki yıllık bir süreç oldu. Darülbedayi Atölyesi'nde pandemiye kadar devam ettik. Herhalde bir 15 yılı aşkın süredir de tiyatronun mutfağında, dışında, içinde, her yerinde yer aldık. Yolumuz devam ediyor bu şekilde.
Sercan Şekerci, Alara Türkü Aktaş ve Orkun Genç (soldan sağa)
- Refik - Açılın Ben De Oyuncuyum oyunu ne anlatıyor Orkun senden dinleyebilir miyiz?
Orkun: Refik aslında bir sahneye çıkma cesaretini anlatıyor. "Açılın ben de oyuncuyum" derken Refik, "Ben bugün buradayım. Dünyaya, hastaneye atılacağım. Sahneye çıkmaya cesaret edeceğim" diyor. Hedeflediğim şey aslında yazarken, tüm insanların kendi hikâyesini sahneye dökebileceği ile alakalıydı. Ben de böyle yaptım, kendi hikâyemi sahneye döktüm. Aslında kendi hikâyemi döktüm ama Refik benden bambaşka bir karakter olduğu için onun kararlarıyla oyun farklı bir yere gitti. En çok bundan zevk aldım aslında, o farklı yere gitmesinden. Benim için çok keyifli bir süreç oldu.
- Orkun seninle devam edelim, oyundaki hikâyenin ne kadarı kurgu, ne kadarı gerçek hikâyen?
Orkun: Yüzde 50, yüzde 50 diyebilirim. Ama yüzde 50 yüzde 50 olmasının sebebi aslında işte Refik, tam olarak Refik yani. Çünkü Refik şöyle; hayatındaki insanlar onu hayatlarından çıkartıyorlar. Bende tam tersi oldu. Ben kendi hayatımda, ben çıkara çıkara ilerledim gibi oldu. O yönden farklılık gösterdiği için de istenmeyen bir adam oldu Refik. O istenmeyen adam olmasının sebebinde de kendini arama yolculuğuna çıktı.
- Oyunun yaratım sürecinden de biraz bahseder misiniz?
Sercan: Şimdi şöyle; normalde pandemi öncesine kadar biz çok yoğun ve iç içe devam eden bir sürecimiz vardı. Pandemiden sonra ben iş değiştirdiğimden dolayı arkadaşlarımdan birazcık uzak kalmak durumunda kaldım ama onlar devam ettiler. Orkun yazmaya devam etti. Alara yaratım ve yönetim sürecindeydi. Sürekli zaten Gezici Kumpanya'yı birlikte inşa ettiler, kurdular. Fakat benim de Orkun'a bir sözüm vardı hastalık sürecinde, hani ben de zaten geri dönmek istiyordum bir şekilde tiyatroya. "Atlat, birlikte bir proje yapacağız mutlaka" diye. Bu oyunda Orkun, "Bu sefer yönetmek ya da arka planda olmak değil, ben oynamak istiyorum. Hocam gelip yönetir misin?" dedi. Zaten böyle bir şey geçiyordu aklımdan. Zaten güvendiğim iki arkadaşım varken onlarla yeniden bir araya geldik. Oyunu, metni konuştuk; "Nasıl yapabiliriz?" üzerine. Çünkü kalabalık bir kadroydu, biraz idare etmesi zor olabilirdi. Her yaştan kast var zaten oyunda. Ama birbirimizin dilini çok iyi anladığımız için onu çok iyi koordine ettiğimizi düşünüyorum. Biz haziranın sonu gibi provalara başladık ve iki ayda oyunun iskeleti çıkmıştı. Son bir ayı da zaten tamamen sahnede teknik detaylarla tamamladık ve ekim ayından sonra da oynamaya başladık.
Orkun: Buna ek olarak, yönetmenlik beni çok yordu açıkçası. Tam da iyileştiğim sırada hemen yönetmenliğe geçtim. Oyuncularla uğraşmak beni çok yordu; kendi oyuncularım aslında hepsi, yani çoğu kendi eğitim verdiğim insanlar. En son dedim ki "Açılın ben oynayacağım!" dedim. Aslında tam olarak yazım süreci de böyle başladı. Yazdıktan sonra da hemen Sercan Hocama gittim. En güvendiğim insan, yönetmenlik konusunda. Birlikte çok iş yaptık çünkü.
- Bu sadece bir hastalık hikâyesi değil, bir futbolcu hikâyesi. Aslında başka başka hikâyeler, çok katmanlı, bir sürü hikâye var içeride. Yarım kalmışlıkların hikâyesi olabilir. Ve hiçbirinde karakterimiz pes etmeden yoluna devam etmek istiyor. Bir röportajda "Herkesin kendi hikâyesini vakti geldiğinde sahneye taşıyabileceği iyi bir metin" diyorsunuz. Seyircinin kendi görünmez travmasını Refik'in hikâyesinin üzerinden okuyabilmesi için sahne tasarımında ya da oyunun ışık, dekor tasarımında nelere dikkat ettiniz?
Alara: Aslında tam olarak Gezici Kumpanya'nın amaçlarından bir tanesi bu. Yani biz zaten gezici bir kumpanyayız, sabit bir alanımız yok. Dekorlarımız hem daha minimal hem de biz Türkiye'nin neresinde, hangi şehrinde sahne alırsak alalım insanlara bir yerden dokunup onların empati kurabileceğini, kendi hayatlarından bir şeyler bulabileceği hikâyeler işlemek istiyoruz genel olarak. Bu oyunda da Refik, Orkun'un dediği gibi gerçekten "Açılın ben de oyuncuyum!" diye ortaya birdenbire atılan herhangi bir karakter olabilir. Orada herhangi bir kişinin aslında hikâyesini izliyor olabiliriz. Bunun için dekorları yapboz gibi birazcık kurduk. Yani ortaya çıkacak olan, o cesareti gösterip hayatını anlatacak kişinin kendi hayatına uydurabileceği, bozup yeniden inşa edebileceği küplerle bir tasarım yaptık. Işıkları da keza o şekilde. Karakter ortaya çıkıp örneğin rejiyle konuşup "Şunu değiştir, şöyle bir müzik ver" falan gibi iletişim kuruyor rejiyle, interaktif bir oyun. Bu şekilde bir tasarı yaptık.
- İnteraktif kısma geçmeden önce Orkun'a şunu sormak istiyorum: Oyun çok katmanlı olsa da zamanında benzer bir hastalığı atlatmış biri olarak hikâyenin o kısmı bana çok dokundu. Sahnede kendi en ağır gerçeğini oynarken, seyircide uyanabilecek acıma duygusunu kırmak için özel olarak yaptığın bir şey var mı?
Orkun: Yok.........
