Dünyaca ünlü Béjart Balesi'ndeki Türk Efe Burak anlatıyor: Kendi seyircimin önünde titredim!
Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde çocuk yaşta başladığı serüvenini Gürcistan’da baş dansçılığa, ardından ise dünya bale tarihinin en prestijli duraklarından Béjart Ballet Lausanne’a taşıyan dansçı Efe Burak; uluslararası ödüllerle taçlanan kariyerini ve eşi Ana Ksovreli ile kesişen dans yolculuğunu sürdürüyor.
Burak; klasik balenin disiplininden modernin esnekliğine uzanan teknik dönüşümünü, sahnede de partneri olan eşiyle kurduğu profesyonel bağı, Maurice Béjart külliyatının zihinsel zorluklarını ve yıllar sonra ilk kez kendi seyircisi önünde 20-21-22 Şubat tarihlerinde Bejart Ballet Lausanne’ın OSKAR, The Firebird, Bolero koreografileri ile İstanbul’da dans etmenin heyecanını T24’e anlattı.
Söyleşinin tamamını izlemek için tıklayın
- İlk olarak biraz bize dans yolculuğundan bahseder misin?
Ben ilkokul bir ya da ikinci sınıftayken çok hareketli ve çok sosyal bir çocuktum. Annemle babam bunu değerlendirmeyi çok istediler ve beni ilk etapta futbol, voleybol, basketbol, yüzme ve jimnastik gibi birçok spor dalına yönlendirdiler. En son, şans eseri uzak bir akrabamız aileme, "Ankara Devlet Opera ve Balesi'nin çocuk balesine gönderebilirsiniz" diye bir tavsiyede bulundu. Onlar da sanırım bu fikri çok beğendiler ve bir de onu denemek istediler.
Çocuk balesinin sınavına girdim. Yanlış hatırlamıyorsam iki aşamalı bir sınav oluyordu; üzerinden çok zaman geçtiği için tam hatırlayamıyorum. İlk etabı geçtim, ondan sonra ikinci etaba girdim ve onu da geçtim. Vücudum çok esnekmiş ve kapasite varmış. Üç yıl boyunca Ankara Devlet Opera ve Balesi'nin eserlerinde çocuk figüran dansçı olarak yer aldım. Fındıkkıran olsun, Çalıkuşu olsun, birçok bilindik eserde çocuk dansçıydım ve bu gerçekten çok hoşuma gitti. Sahneye çıkıp başka karakterlere bürünmek, özellikle Çizmeli Kedi balesini hatırlıyorum. Orada ufak kedileri canlandırıyorduk. Kedi kostümü, kedi makyajı... Bu tarz şeyler çok hoşuma gitmişti.
Çizmeli Kedi eserinden sonra birçok çocuk rolünde yer aldığımı söylemiştim; bu işi çok sevdiğimi hissettim ve bunu gerçekten profesyonel olarak yapmak istedim. Eğitimini almak istedim. Beni konservatuvara yönlendirdiler ama zorlu olacağını da söylediler. Benim için tabii hiç önemli değildi; gerçekten çok sevdiğim ve hissederek yaptığımı düşündüğüm için devam etmek istedim ve konservatuvara girdim. Yaklaşık 10 ya da 11 yıl orada eğitim gördüm. Eğitimimin son yılı Covid-19 dönemine denk geldiği için biraz online eğitim gibi oldu. Eğitimim biter bitmez de Gürcistan'a geçtim.
Bu arada eğitim sürecimde birçok uluslararası yarışmaya katıldım. 2016 yılında İstanbul Uluslararası Bale Yarışması'na katıldım ve orada diploma aldım. O benim ilk yarışmamdı; haliyle sahneye çıkar çıkmaz ellerim ayaklarım ekstra titriyordu. Hatta yanımda hocam vardı, ona şunu dediğimi hatırlıyorum: "Hocam, şu an bunu yapmaktansa 100 tane okul gösterisi yapmayı tercih ederim." Öyle bir heyecan vardı üzerimde. Zaten sahneye çıkıp jüri üyeleriyle göz göze gelince bütün ellerim, ayaklarım titremeye başlamıştı. O benim ilk yarışma tecrübemdi. Ondan sonra Kazakistan'da 5. Uluslararası Okullar Arası Bale Yarışması'na katıldım; orada birinci oldum ve altın madalya kazandım. Ardından İtalya'da Spoleto'ya, Almanya'da Tanzolymp'e ve Ukrayna'da Grand Prix Kiev'e katıldım. Hepsinden ödüller aldım.
En son katıldığım Ukrayna yarışmasında beni gören jüri üyesi, beni kendi operasına, yani Gürcistan'a davet etti. Direktörüm Nina Ananiashvili'ydi. Gürcistan'da beş yıl çalıştım. Orada yaptığım ilk eser Don Kişot'taki Basilio rolüydü; yani ilk başrolümü o zaman dans ettim. Benim için aşırı derecede stresliydi çünkü ilk profesyonel kumpanyamdı ve ilk dans ettiğim rol, başroldü. Profesyonel anlamda hiç başrol tecrübem yoktu ve dünya yıldızlarından biri olan Nina Ananiashvili bana güven duyup beni böyle bir işin içine sokmuştu; ona çok teşekkür ederim. Çok stresliydim ama bir şekilde üstesinden geldiğimi düşünüyorum. Beş yıl Gürcistan'da başrol dans ettim, birçok klasik eserde yer aldım. Ayrıca Jiří Kylián gibi dünyaca ünlü koreografların modern eserlerinde de dans ettim.
Ana Ksovreli ve Efe Burak, Jiří Kylián'ın Petite Mort eserinde
Geçtiğimiz yıl eşime evlilik teklifi ettim, kabul etti. Tam evlilik dönemindeyken hayatımızda bir şeyleri değiştirmek istedik. Eşim Gürcü bu arada, o zaten Gürcistan'daydı. Beş yıl boyunca klasik dans etmiştik, yeni bir şeyler denemek ve keşfetmek istedik. Evlilik hazırlıkları sırasında yurt dışında başka nerelere gidebiliriz diye araştırma yapıyordum. Bir gün araştırmayı bıraktım; dedik ki "Bu sene hazırlıklar var, seneye daha ciddi bir şekilde bakarız, başka yerleri deneriz." O gün Instagram'da sadece sayfayı kaydırırken bir anda Béjart Ballet Lausanne'ın dansçı aradığına dair paylaşımını gördüm. "Herhalde bu evrenin bir mesajı" dedim. Çünkü böyle bir düşüncemiz ve isteğimiz vardı. Hemen bir e-mail gönderelim, videolarımızı atalım dedik; belki bir seçme olur, çağırırlar, gider görüşürüz diye düşündüm. Videoları gönderdim. Eşim o dönem çok sıcak bakmıyordu, kendisininkini göndermek istemedi. Ben sadece kendiminkini gönderdim, "Tamam, ben bir deneyeyim" dedim.
- Eşin de bir bale sanatçısı, doğru değil mi?
Evet, evet, eşim de balerin. İsviçre'ye, Béjart'a seçmelere gittim. Direktörümüz Julien Favreau ile konuştum. Kendisi çok tatlı, çok iyi bir insan. Ona durumu anlattım: "Ben evleniyorum, eşim de balerin, o da gelmek istiyordu fakat evlilik hazırlıkları nedeniyle zamanı olmadı, o yüzden tek başıma gelebildim" dedim. Kendisi çok iyi karşıladı ve eşim için hemen online bir seçme ayarladı. Eşimi de görmek istedi. Bizi görünce çok beğendi, çok sevdi ve topluluğa davet etti. Bizim için Béjart, hayatımızda evlilikle beraber açtığımız bambaşka bir sayfa oldu. Temmuzda evlendik, ağustosta buraya geldik. Çok da güzel oldu.
Efe Burak ve Ana Ksovreli
- Ankara'da eğitim aldığını söyledin. Ankara'da Vaganova tekniği uygulanıyor, Gürcistan'da da yine Rus tekniği hâkim. Ama sen bu eğitimin üzerine modern bir bale topluluğuna gidiyorsun. Béjart Ballet için aslında bir "modern bale" topluluğu diyebilir miyiz?
Aslında Béjart Ballet için tam klasik de diyemeyiz, tam modern de diyemeyiz. Topluluğun kurucusu Maurice Béjart; ismi de zaten onun soyadından geliyor. Kendisi, dans ettiğim kadarıyla söyleyeyim, inanılmaz yaratıcı bir insanmış. Eserleri çok ciddi bir klasik teknik gerektiriyor ama koreografilerin içinde modern hareketler de var.........
