Dance Magazine’in “2026’da izlenecek 25 sanatçı” listesine giren ilk Türk Deniz Erkan Sancak anlatıyor
Diğer
11 Ocak 2026
Türkiye’de Latin dansları alanında kazandığı şampiyonlukların ardından kariyerini modern dans üzerine inşa etmek üzere ABD’ye yönelen koreograf ve dansçı Deniz Erkan Sancak, uluslararası dans camiasında dikkat çeken başarılara imza atmaya devam ediyor.
Tatbikat Sahnesi’nde başlayan profesyonel yolculuğunu New York’taki Purchase College eğitimiyle akademik bir zemine taşıyan sanatçı, Metropolitan Opera ve Jacob’s Pillow gibi dünyanın en prestijli sahnelerinde performanslar sergiledi.
Kısa süre önce, sektörün en prestijli yayınlarından biri olan Dance Magazine tarafından hazırlanan “25 to Watch” (İzlenecek 25) listesine giren ilk Türk dansçı olarak kayıtlara geçen Sancak; Türkiye’deki başlangıç yıllarını, New York’taki zorlu eğitim sürecini, farklı dans ekolleri arasındaki teknik geçişleri ve kolektif yaratım süreçlerini T24’e anlattı.
Söyleşinin tamamını izlemek için tıklayın
- Dansla ilk kez ne zaman tanıştın? "Bu hayatımın işi olacak" dediğin kırılma anı ne zaman oldu?
Aslında her şey benim isteğimle başladı. Anneme gidip "Ben dans etmek istiyorum" dedim. Annem o zamanlar sosyal danslarla haşır neşir olduğu için beni bir Latin dansları stüdyosuna başlattı. Tesadüfen o gün gelen bir gruba katıldım ve süreç öylece devam etti.
"Ben bunu gerçekten yapmak istiyorum" dediğim kırılma noktası ise Binnaz Dorkip’le tanıştıktan, bu sanat biliminin ne olduğunu, işin mutfağını gerçekten anladıktan sonra gerçekleşti. Lisedeki bir çocuğun aklında çok fazla şey oluyor; dersler, insanların üzerinizde kurduğu baskılar... Ama yeteneklerim ve merakım birleşince bu alanda derinleşmeye karar verdim. Ne olursa olsun devam edeceğim dedim.
- Erdal Beşikçioğlu ve Tatbikat Sahnesi ile çalıştığını biliyoruz. O süreç nasıl gelişti? Tiyatro odaklı mıydı?
O dönem lisedeydim. Teyzem sosyal medyada lise öğrencileri için bir seçme yapılacağını görmüş. İşin içinde Erdal Beşikçioğlu, Binnaz Dorkip, Korhan Başaran ve Murat Çidamlı gibi isimler vardı. Teyzem bana hiç sormadan beni seçmelere yazdırmış. Gittim ve seçildim. Özellikle Binnaz Dorkip ile olan ilişkimiz orada derinleşti. Tatbikat Sahnesi bünyesinde, Binnaz Hoca'nın ve Korhan Başaran'ın yarattığı oyunlarda yer alma şansım oldu.
- Tatbikat Sahnesi sürecinden sonra New York'a, burslu olarak eğitime gidiyorsun. O karar aşaması nasıldı?
New York ve çevresinde, Boston dahil birçok okulun seçmesine girdim. Çoğundan kabul aldım ama seçtiğim okulun sistemi ve öğrettikleri merakıma daha uygundu. Mezunların kariyer yolculuklarını incelediğimde bu okulun bana doğru teknikleri sunacağını hissettim ve Purchase College’de okumaya karar verdim.
Eğitim yıllarımda bir şeyi fark ettim: Sadece okulun içinde kalırsam bir döngüye hapsolacaktım. Bir gün Martha Graham Dance Company'den hocamız Stephanie Tooman’ın kapısını çaldım. "Mutlu değilim, okulda sürekli eserler çıkartıyoruz ama bunlar benim için bir şey ifade etmemeye başladı" dedim. Bana şu tavsiyeyi verdi: "Şehre in. Her şeyi izle." New York, dünyanın her yerinden ilgi ve sanat çeken bir yer. Akranlarımdan çok daha erken bir dönemde tek başıma şehre inip oradaki sanattan beslenmeye başladım.
Pandemi oldu ve o dönemde ben yine ABD’de de kaldım. Mezuniyetten hemen sonra Colorado’ya geçtim. Orada bir yıl boyunca tam zamanlı solist ve topluluk dansçısı olarak çalıştım. Direktörlerim National Ballet of Flanders ve Houston Ballet kökenli, Trey McIntyre’ın dansçılarıydı. Ancak bir süre sonra, özellikle bir Türk sanatçı olarak, bu kadar emek verirken tam olarak istemediğim bir olayın içinde olmanın beni huzursuz ettiğini fark ettim.
Dans dünyası çok zorlu bir ortam; sürekli bir yarış var ve her zaman kendi halinin en iyisi olmak zorundasın. Ben de freelance projelere yöneldim ve ardından Stephen Petronio ile çalışmaya başladım.
- Peki, freelance devam etmek mi yoksa bir kadroya dahil olmak mı seni daha çok tatmin eder?
Bu tamamen kadro aldığım kumpanyanın iş birliği anlayışına bağlı. Tabii ki bir grubun parçası olup onlarla birlikte yetişmenin, kolektif bir yaratımda bulunmanın tadı çok başka. Ancak kumpanya benim önümü kapatıyorsa, "sadece bunu yapacaksın" gibi katı kurallar koyuyorsa orada kırılıyorum. Şu an freelance olarak çok fazla sanatçıyla ilişki içindeyim. Kendimi bir yere kapatıp bu bağları koparmak istemem. Sonuçta hepimiz insanız; direktörümle karşılıklı anlayış içinde ilerleyebileceğim bir ortam isterim.
- Türkiye’deyken Latin Dansları Milli Takımı'ndaydın ve........© T24
