İki İmparatorluğun Şehri, Bir Ailenin Yüzyılı Koç Holding 100. yılını Londra Sergisi ile kutluyor!
Bugünün Z kuşağı bilmez, 1980'lerde Türkiye'nin dünyadaki imajı neredeyse yerle bir olmuştu. 12 Eylül’ün gölgesi, Gece Yarısı Ekspresi'nin bir nesle kazıdığı o kasvetli hal ve Asala saldırılarının yarattığı tedirginlik… Tüm bu olumsuzluklar dönemin ANAP hükümetini alışılmadık bir haml yapmaya itti. Başbakan Turgut Özal kültürü ön plana çıkaracaktı. O, kültürü Türkiye hakkındaki tüm önyargıları ortadan kaldıracak bir araç olarak kullanacaktı.
1987'de Topkapı Sarayı'ndan en nadide 130 parça eser sergilenmek üzere Amerika’ya götürüldü. Kanuni Sultan Süleyman'ın kılıcından padişah kaftanlarına, paha biçilemez minyatürlerden fildişi işlemelere kadar birçok değerli parça Washington’daki National Gallery Of Art’da The Age of Sultan Süleyman the Magnificent adıyla açılan sergide yerini aldı. Küratörlüğünü Smithsonian Enstitüsü'nden sanat tarihçi Dr. Esin Atıl üstlenmişti. Sergiyle birlikte Kanuni dönemini minyatürlerle anlatan Süleymanname'nin tıpkıbasımına ise Koç Vakfı sponsor olmuştu. Muhteşem Yüzyıl'ın ekranlara gelmesine daha çeyrek asra yakın vardı ama Amerika Kanuni'yi çoktan keşfetmişti.
Bir yıl boyunca Amerika'yı dolaşan sergi öyle büyük ilgi görmüştü ki 18 Şubat 1988’de British Museum'da "Süleyman the Magnificent and the Splendour of the Ottoman Court" adıyla açıldı, 30 Mayıs'a kadar 93 binden fazla kişi tarafından gezildi. Eserlerin bir kısmı İngiltere'de ilk kez görülüyordu. Hiçbir sigorta şirketi onları sigortalamayı göze alamamış, İngiliz hükümeti bizzat devlet garantisi vermişti. Açılış kurdelesini Semra Özal ile dünyanın gözünü ayıramadığı Prenses Diana birlikte kesti, Prens Charles da eşinin yanındaydı. İngiliz basını günlerce sergiyi yazdı. Darbelerle anılan bir ülke, Londra'nın kalbinde bir sultanın ihtişamıyla anılıyordu. Nereden bakarsanız bakın, Türkiye için kusursuz bir gövde gösterisiydi. Türkiye’yi dünyanın vitrinine bir Başbakan koymuştu.
38 yıl sonra İstanbul Londra’da
Aradan 38 yıl geçti. Ve bugünlerde, tarihin o görkemli sayfaları yeniden açılıyor. Londra’da bu kez başka bir İstanbul sergilenecek.
Victoria and Albert Museum, 1852'de kurulan dünyanın en büyük dekoratif sanatlar ve tasarım müzesi. Londra'nın South Kensington semtinde, British Museum ve Natural History Museum ile omuz omuza duran bu yapı tekstilden seramiğe, mobilyadan mücevhere, fotoğraftan dijital tasarıma uzanan kalıcı koleksiyonuyla yılda yaklaşık beş milyon ziyaretçi çekiyor. Müzedeki eşsiz eserler, Osmanlı ve İslam sanatları alanındaki arşivi, Avrupa'nın en kapsamlılarından biri. Victoria döneminin ihtişamını Edward döneminin zarafetini taşıyan, İngiliz Kraliyet Koleksiyonu, Raffaello’nun Sistine Şapeli için yaptığı halılar, Erdebil halısı, İslam Sanatı ve Moda Galerisi, Mücevher Galerisi ile dünyanın en önemli müzelerinden biri. Londra’ya her gidişimde yeni sergilerini ziyaret ederim.
Bugünlerde Londra işte bu müzede görkemli bir Türkiye sergisine hazırlanıyor. Koç Holding himayesinde, 7 Kasım’da Konstantinopolis’ten İstanbul’a: Bir Şehir, İki İmparatorluk- Constantinople to Istanbul: One City, Two Empires sergisi açılıyor. 9 Mayıs 2027’ye kadar açık kalacak sergi, MS 330’dan 1922’ye uzanan 1600 yıllık bir dönemi ele alıyor, şehrin Bizans ve Osmanlı imparatorluk başkentleri olarak ürettiği sanat ve tasarım kültürünü aynı anlatı içinde buluşturuyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar Başkanlığına bağlı müze ve kuruluşlar da sergiye ödünç eserler vermiş. V&A Kıdemli Küratörü Tim Stanley ve........
