menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tahttan düşen gazeteciler

227 0
02.04.2026

Son on beş gündür elimden Jorge Luis Borges kitapları düşmedi.

Kitapta mı okudum hatırlamıyorum. Ki sayfalara baktım bulamadım, belki yazısını böyle yorumladım. Aklımda hep şu söz var:

-Şeytan ne kadar saygı görürse, şeytanlığı o kadar artar!

“Saygı” burada hayranlık değil; ciddiye alma/önem atfetme...

Yani, şeytan (ya da kötülük), ciddiyetle meşruiyet kazanır, güçlenir. Meşruiyet kazandıkça da etki alanı genişler…

Evet: İnsan zihni bir şeye anlam, önem, hatta saygı yükledikçe, o şey yalan bile olsa gerçeklik kazanır…

Bu sözü bana ne hatırlattı?

Geçen gün tv ekranında -Ertuğrul Özkök’ün deyimiyle- “konuşan kafalara” takıldım.

“Konuşan kafalar”, ekranda yalnızca fikir beyan etmiyor; tekrarın ritmi, duygunun tonu ve tartışmanın sahnelenmiş gerilimiyle bir tür gerçeklik inşa ediyordu.

Böylece kurmaca, görünürlük aracılığıyla yavaş yavaş hakikat kılığına bürünüyordu.

Düne kadar birlikte çalıştığım bir meslektaşımı, o ekranın içine hapsolmuş, gösterinin parçası olarak görünce, zihnimde Borgesvari soru yankılandı:

Kurguya neden varlık bahşetti?

Anlamıyor mu, yoksa unuttu mu; “şeytana gösterilen itibar” gerçeğin kendisinden daha etkili hale gelir. Yazık, çürümeye başlamış...

OKUYUCUNUN TEPKİSİNE KIZMAK

Söz gazetecilikten açıldı, devam edeyim:

Kimi genç gazetecilerin, okurlarının onları “tahttan indirmesine” gösterdiği tepki, mesleki ilkelerle açıklanamayacak kadar sembolik kırılmaya işaret ediyor. “Biz gazeteciyiz, karşı tarafa da sorarız” savunusu teknik olarak doğru ancak........

© OdaTV