menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Akıl var, ama eleştirel mi?

39 0
24.08.2026

İnsanın akla sahip olması, onun eleştirel bir varlık olduğu anlamına gelmez. İnsan düşünebilir, hesaplayabilir, nedenler bulabilir, başkalarının sözlerini çözümleyebilir ve karmaşık meseleler hakkında hüküm verebilir. Bütün bunları yapmasına rağmen kişi, kendisine verilmiş düşünsel sınırların dışına çıkamayabilir. Hatta bazen akıl, özgürlüğün aracı olmak yerine insanın kendi zihinsel hapishanesini daha sağlam kurmasına hizmet edebilir. Bu yüzden asıl mesele aklın bulunup bulunmaması değildir. Mesele, aklın kendisine de yönelip yönelemediğidir.

Eleştirel akıl ile sıradan akıl arasındaki fark burada ortaya çıkar. Akıl bir şeyi anlamaya çalışabilir. Eleştirel akıl ise anlamaya çalıştığı şeyin hangi varsayımlar üzerine kurulduğunu sorar. Akıl sonuç çıkarır. Eleştirel akıl, sonucun nasıl çıkarıldığını sorgular. Akıl bir inancı savunabilir. Eleştirel akıl, o inancı savunma ihtiyacının kendisini de problem haline getirir. Bu nedenle eleştirel düşünce yalnızca bilgiyle ilgili değildir. Aynı zamanda insanın kendisiyle kurduğu ilişkinin niteliğiyle ilgilidir.

İnsan çoğu zaman düşüncelerini kendisinin seçtiğini zanneder. Düşüncelerimizin önemli bir bölümünün bizden önce kurulmuş bir dünyanın içinden geldiğinin farkında değiliz. Aile, eğitim, din, gelenek, mahalle, siyasal kültür, hatta kullandığımız dil bile neyi düşünmenin mümkün, neyi düşünmenin ayıp veya anlamsız olduğunu bize öğretir. Çocuk dünyaya boş bir zihinle gelmez. Daha önemli olan şey, çocuk dünyayı kendi başına anlamlandıran bir varlık olarak da hayata başlamaz. Ona bir anlam, kimlik ve kültür dünyası verilir. Daha sonra insanın önündeki temel mesele, kendisine verilmiş bu dünyanın içinde yaşamaya devam etmek mi, yoksa onu yeniden düşünmek mi olduğudur.

Burada psikoloji devreye girer. İnsanın kendi düşüncelerini sorgulaması yalnızca entelektüel bir faaliyet değildir. İnsan........

© Milat