menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yeni “Ortadoğu'da” Türkiye'nin konumu

1 0
wednesday

Türkiye bugün belki de son yüz yılın en büyük jeopolitik fırsatıyla karşı karşıyadır. Fakat bu fırsatın kalıcı bir stratejik kazanıma dönüşmesi, sadece askerî güçle değil, diplomatik dengeyi koruyabilme, ekonomik dayanıklılığı artırabilme ve bölgesel aktörlerle sürdürülebilir ilişkiler kurabilme becerisine bağlıdır. “Ortadoğu”nun yeni haritasını artık sadece savaşlar değil, bu dengeyi kurabilen devletler çizecektir.

Nitekim son aylarda yaşanan gelişmeler, bölgede güç dengelerinin sessiz fakat köklü bir dönüşüm geçirdiğini göstermektedir. İran'ın uzun yıllar boyunca Suriye, Irak ve Lübnan üzerinden inşa ettiği nüfuz alanı ciddi şekilde aşınırken, Ankara aynı coğrafyada diplomatik, askerî ve ekonomik ilişkilerini dikkat çekici biçimde derinleştirmektedir. Mısır ile hız kazanan askerî temaslar, Lübnan yönetiminin Türkiye ile stratejik ortaklık arayışı ve Irak'ta yürütülen yoğun güvenlik diplomasisi, birbirinden bağımsız gelişmeler değildir. Bu gelişmeler, aynı jeopolitik dönüşümün farklı tezahürleri olarak okunmalıdır.

Bu tabloyu hazırlayan en önemli kırılma ise hiç kuşkusuz 7 Ekim sonrasında yaşanan gelişmelerdir. İsrail'in Gazze'de başlattığı katliam ve ardından İran'ın bölgesel vekil güçlerinin önemli ölçüde yıpranması, “Ortadoğu'da” uzun yıllardır görülmeyen bir güç boşluğu meydana getirmiştir. Jeopolitik güç boşlukları tabiatı gereği uzun süre boş........

© Milat