Yaşasın içlerinde imamhatipli yokmuş!
Millî Gazete yazarı Ömer Âdil, fon skandalıyla ilgili yazısında Yeni Şafak gazetesi yazarlarının halka karşı sorumluğu yerine getirerek eleştiriler yaptığına dikkat çekti. Yeni Akit gazetesinin ise hâlâ uyuduğunu ve burnunun ucunu göremediğini şöyle ifâde etti:
“Ülkede her olumsuz işi ne hikmetse Millî Görüşçülere yüklemeye çalışan ‘Bakın bugün Millî Gazete ne yazmamış’ diye her sabah kendilerini yırtan arkadaşlar, derin bir uykuya dalmış durumdalar.” (24.09.20026-Millî Gazete)
Doğru ama eksik. Bahsettiğim yazar niye zikretmedi bilemem, Karar gazetesi, bu sorumluluğu sürekli yerine getiriyor. Burnunun ucunu bal gibi gören ama İstanbul Üniversitesi’nin ikiye bölünmesini haklı çıkarmak için Beyazıt-Çapa arasını 10 kilometreye çıkaracak kadar ne yaptığını bilen bir Akit yazarı, sürekli Karar yazarlarının peşinde kendini yırtıyor. Kendileri kayıtsız şartsız teslim olmuşken “ama” diyen vicdanlardan (özellikle Ahmet Taşgetiren’den), çok rahatsızlar. Onlar da teslim olsa vicdanları rahatlayacak.
Fon krizinde adı geçenler ifşâ olunca mezkûr gazetenin başyazarından şöyle bir savunma geldi. “İmamhatiplilerle ilgisi yok.” Oysa imamhatip dâvâsına baş koyan bir gazetenin yazarı var: Kerem Alkin. Nasıl Cem Küçük’ü birden tanımaz oldularsa Kerem Alkin’i de tanımaz oldular. Her ikisi de iktidara yakın medyanın yazarı ve bu gücü kullandılar. İmamhatipli olsa ne olmasa ne!
Düşünüyorum da Cem Küçük, Kerem Alkin, Tâhir Sarıkaya, Karar veya Milli Gazete yazarı olsalar ne olurdu? Açık söyleyeyim, Beyazıt-Çapa arasını 10 km’ye çıkaran yazar, bohçacı karıların yedi mahalleyi kapı kapı gezmesi misâli, yedi gün Karar ve Milli Gazete’yi zemmederdi. Hattâ beynine, zihnine, vicdânına atanan kayyumu mutlu etmek için bu gazetelere kayyum isterdi.
Not:........
