menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

GKRY’nin Orta Asya Açılımı Karşısında Ankara’nın Reelpolitik Hamlesi Ne Olmalı?

36 0
09.06.2026

Doğu Akdeniz’in suları ısınırken, jeopolitik satranç tahtasındaki hamlelerin coğrafi sınırları aşarak Orta Asya’nın bozkırlarına kadar uzandığı tarihi bir kırılma noktasına tanıklık ediyoruz.

Haziran 2026’nın ilk günlerinde Larnaka’dan havalanan bir uçağın Astana’ya teker koyması ve hemen ardından Kırgızistan ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında imzalanan siyasi iş birliği mutabakatı, Ankara’nın uzun süredir büyük bir titizlikle ördüğü Türk dünyası stratejisine karşı açık bir diplomatik kuşatma hamlesidir.

Rum lider Nikos Hristodulidis’in Astana’da kırmızı halılarla karşılanması, kendisine bizzat Cumhurbaşkanı Tokayev tarafından devlet dostluk nişanı takdim edilmesi ve en önemlisi de doğrudan uçuşlarla perçinlenen resmi bir büyükelçilik açılışı, Türk Devletleri Teşkilatı içindeki dengeleri sarsacak niteliktedir. Rum basınının bu açılımı Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Akdeniz’deki planlarına "kama vurmak" olarak nitelendirmesi, karşı karşıya olduğumuz tehdidin büyüklüğünü ve organize yapısını gözler önüne sermektedir. Ankara, Mavi Vatan’dan Kızılelma’ya uzanan jeopolitik vizyonunu korumak ve KKTC’nin uluslararası meşruiyet mücadelesini tahkim etmek istiyorsa, bu gelişmelere hamasi ya da duygusal reflekslerle değil, reelpolitik akla dayanan çok boyutlu ve proaktif bir yol haritasıyla yanıt vermek zorundadır.

​Ankara’nın bu asimetrik hamleye karşı devreye sokması gereken ilk ve en güçlü enstrüman, Türk Devletleri Teşkilatı’nın kurumsal yapısını ve Türk Dünyası 2040 Vizyonu belgesini çalıştırmaktır. Orta Asya’daki soydaş devletlerin egemenlik hassasiyetlerine, toprak........

© İstiklal