menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Savaş Özel ile hayata, şiire ve kelimelere dair

23 0
09.09.2026

Türk Dili ve Edebiyatı, Türk Şiiri ve Türk Şairlerine vefa yazı dizisi söyleşi konuğum: Şair, seslendirmen, edebiyat, sanat üreticisi Sayın Savaş Özel.

Bir milletin hafızası yalnızca tarih kitaplarında değil; dilinde, kelimelerinde, türkülerinde, şiirlerinde ve edebî eserlerinde yaşar. Türk dili ve edebiyatı da yüzyıllar boyunca oluşan bu büyük hafızanın taşıyıcısı olmuş; toplumun düşünme biçimini, duygu dünyasını ve yaşadığı değişimleri kuşaktan kuşağa aktarmıştır. Türk şiiri ise bu hafızanın en güçlü ifade alanlarından biridir. Şair, yalnızca kelimeleri yan yana getiren kişi değildir; yaşadığı çağın ruhunu, insanın iç dünyasını, toplumsal değişimleri ve zamanın bıraktığı izleri kendi penceresinden görünür kılar. Bu nedenle her şair, Türk edebiyatının ortak hafızasına kendi sesi, bakışı ve kelimeleriyle bir iz bırakır.

“Türk Dili ve Edebiyatı, Türk Şiiri ve Türk Şairlerine Vefa” yazı dizisini hazırlarken çıkış noktam da tam olarak bu düşünce. Geçmişten bugüne edebiyatımıza emek veren isimleri hatırlamak, yaşayan değerlerimizin sesine kulak vermek ve onların biriktirdiklerini gelecek kuşaklara aktarmak; edebiyatın sürekliliğine ve kültürel hafızamıza sahip çıkmanın bir yolu. Bu kapsamda bu kez konuğum; şiirleri, yazıları, şiir seslendirmeleri ve dijital platformlardaki çalışmalarıyla edebiyatla farklı alanlarda bağ kuran, kendine özgü edebî yolculuğunu sürdüren Şair , Seslendirmen, Edebiyat/Sanat Üreticisi Sayın Savaş Özel.

Merhaba Savaş Bey, hoş geldiniz. Sizi yalnızca şiirleriniz ve çalışmalarınız üzerinden değil; hayata, insana, topluma ve edebiyata bakışınızla da tanımak istiyoruz. Şiirden düşünceye, bireyden topluma uzanan bu sohbetin okurlarımız için de farklı bir pencere açmasını diliyorum. Hazırsanız sorularımıza geçelim.Sizi henüz tanımayan okurlarımız için Savaş Özel’i kendi cümlelerinizle tanıtır mısınız? Ne zaman ve nerede doğdunuz, çocukluğunuz ve eğitim hayatınız nasıl geçti? Hayat yolculuğunuzda sizi şekillendiren önemli dönüm noktaları neler oldu?

Ben Savaş Özel. Kalemimi de sesimi de aynı yerden besleyen sıradan, düz, manuel analog bir insanım. Bir sokakta ya da caddede yürürken yanınızdan gelip geçen herhangi biriyim. Hayatımı kelimelerle tartmaya, acıyı da sevinci de şiire çevirmeye çalışan biriyim. Doğum yerim ve tarihim benim için özel ama asıl mesele nerede doğduğum değil, nerede kırıldığım ve nerede ayağa kalktığım. Çocukluğum yoklukla terbiye, eğitim hayatım ise okumakla sabır arasında geçti. Beni şekillendiren dönüm noktaları büyük olaylar değil, küçük vedalardı. Bir kapının kapanışı, bir bakışın bitmesi, bir sabahın ardına bakmadan geçip gitmesi… O anlar bana yazmayı öğretti. Hayat yolculuğumda öğrendiğim tek şey var: İnsan düşe kalka değil, düşe düşe büyüyor.

Edebiyat ve şiir hayatınıza ne zaman girdi? İlk şiirinizi yazdığınız dönemde sizi yazmaya yönelten neydi ve bugün şiir sizin için ne ifade ediyor?

Şiir benim hayatıma ilk kırıldığımda girdi. İlk şiirimi yazdığımda elimde ne imkân vardı ne de cesaret. Sadece anlatılacak bir şey vardı ve başka çarem yoktu. O dönemde beni yazmaya yönelten şey kalabalık değil, yalnızlıktı. Konuşulmayanların birikmesiydi. Bugün şiir benim için terapi değil, tanıklık. Yaşadığımın, gördüğümün ve sustuklarımın kaydı. Şiir olmasa ben eksik kalırdım. Şiirle tamamlanıyorum.

İnsan, hayatı boyunca değişirken kendisini de yeniden tanımlıyor. Sizce insanı insan yapan yaşadıkları mı, seçimleri mi, yoksa yaşadıklarına yüklediği anlam mı? Sizin hayatı ve kendinizi anlamlandırma biçiminiz zaman içinde nasıl değişti?

Hepsi. Ama en çok yaşadıklarına yüklediği anlam. Yaşadıklarımız ham madde, seçimlerimiz işçilik, anlam ise o eşyaya ruh üfleyen şey. Ben gençken hayatı siyah-beyaz okurdum. Zamanla öğrendim ki gri tonları olmadan resim tamamlanmıyor. Bugün kendimi anlamlandırırken artık “bana ne yapıldı” diye değil, “ben bundan ne öğrendim” diye bakıyorum. Bu bakış........

© Haberton