Salah’ın taşı mı Taş'ın salahı mı
Kendi halinde sessiz sedasız yaşadığı yerde bir gün bu denli şöhrete kavuşacağını bilemezdi. Tarihi bilmez saati tutmazdı. Bir günü bir de geceyi bilirdi.
Hep oradaydı. Her taş, her kaya gibi kendi halinde sessiz sedasız yaşar giderdi. Bazen bir kuşu, bazen bir sürüngeni, bazen bir böceği konuk ederdi üstünde.
Kara, yağmura, rüzgâra direnmiş, bazen yosunla süslenip güneşlenmişti ama o güne değin hiç kimse orda olduğunu fark etmemiş, kimsenin umurunda olmamıştı. Kimse üstüne çıkıp oturmak için sırada beklememiş, taşından tırtıklayıp götürüp öpmemişti.
Trabzon ile Gümüşhane arasında paylaşılamayacağını hiç düşünmemiş, bu kadar kıymete bineceği aklına hiç gelmemişti.
Ta ki o güne kadar. Eylül’ün........
