PERDEDE KAHRAMANDI, HAYATTA DA ÖYLE KALDI
Projektörün sesi yükselirdi…Perde ağır ağır açılır, salonu derin bir sessizlik kaplardı. Yüzlerce göz aynı anda beyaz perdeye çevrilirdi. Jenerikte bir isim belirdiğinde ise salondaki heyecan daha da artardı; Kadir İnanır.
O ismi gören seyirci, güzel bir film izleyeceğini bilirdi. Çünkü Kadir İnanır, sadece bir aktör değildi; umuttu, cesaretti, haksızlığa başkaldırıydı. Mazlumun yanında duran, zalimin karşısına dikilen adamdı.
SİNEMA SALONUNDA BÜYÜYEN ÇOCUĞUN HATIRASI
Ben bunu uzaktan izleyen biri değildim. Van'da, Şehir Sineması'nın içinde büyüdüm. Gişede bilet sattım, kapıda bilet kestim, büfede gazoz ve çekirdek sattım. Sonra makinist oldum. Hatta Şehir Sineması'nın son makinistlerinden biri olduğumu söyleyebilirim. Sinemanın tozunu, kokusunu, heyecanını yaşayarak büyüdüm.
O yıllarda sinema, bugünkü gibi sadece bir eğlence değildi. Halkın nefes aldığı, dertlerini iki saatliğine unuttuğu tek yerdi. Hafta içi gündüz ve akşam seansları, hafta sonu sabah matineleri, kadınlar matineleri… Salonlar tıklım tıklım dolardı. Van'daki sinemalar arasında da büyük bir rekabet yaşanırdı. Hangi sinema Kadir İnanır filmini gösterime koyarsa, o hafta seyircinin ilgisini büyük ölçüde üzerine çekerdi.
Çünkü Kadir İnanır, dönemin en güçlü gişe oyuncularından biriydi.Çocuklar arasında bile tatlı bir rekabet vardı. Kimimiz Yılmaz Güney’ci, kimimiz Cüneyt Arkın’cı, kimimiz de Kadir İnanır’cıydık. Ama hangi filmi olursa olsun, Kadir İnanır haksızlığa karşı ayağa kalktığında salon alkıştan yıkılırdı. Çünkü insanlar perdede sadece bir oyuncuyu değil, kendi özlemlerini görüyordu.
Yıllar geçti…Ben gazeteci oldum.Toplumun sorunlarını yazmayı, haksızlıkların üzerine gitmeyi meslek edindim. Geriye dönüp........
