We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Belediyelerimizin 2020 karnesi çıktı!

50 92 38
29.03.2021

31 Mart 2019 seçimlerinin üzerinden iki yıl geçti. Siyaseti alt üst eden bu seçimlerin ikinci yılında belediyelerimizi izlemek, muhalefetin kazandığı bu belediyelerdeki ilerlemelere bakmak gerekiyor. Hakikaten renk katmışlar mı, fark yaratmışlar mı?

Bunun için öncelikle “asfalt-beton belediyeciliği yapmayacağım” diyen aday ve partileri, ikinci olarak da merkezî siyasette de etkin olan üç büyükşehri inceleyeceğiz. Böylece, üçüncü olarak, AK Parti belediyeciliğinin aldığı son şekle de bakma şansımız olacak.

Tabii ki bu kadar geniş bir alana bir yazıda bakmamız mümkün değil. Onun için şimdilik karşılaştırmamızı üç önemli ölçütle sınırlı tutacağız. Özellikle üç büyükşehirin (i) salgın politikalarını, (ii) İstanbul Sözleşmesi güncelinde kadın sığınma evleri politikalarını ve (iii) asfalt-beton kararlarını inceleyeceğiz. Yani belediyelerin iklim, halk sağlığı ve cinsiyet eşitliği konularındaki performanslarını ölçeceğiz.

2019 seçimleri arifesinde yaptığım çağrıya üç adres karşılık vermişti. Önce Saadet Partisi, ardından Halkların Demokratik Partisi “asfalt-beton belediyeciliği yapmayacağız” dediler. Nihayet Ankara Büyükşehir Belediyesi adayı Mansur Yavaş da 2019 seçimlerine “Asfalt-beton belediyeciliği yapmayacağım” sloganıyla girdi.

Saadet Partisi seçimlerde kazandığı 21 belediye başkanlığı ve 295 belediye meclis üyeliği ile belediyecilikte kilit bir parti olabilirdi. Böylesi bir güçle örnek bir belediye çıkartabilir, seçimlerde verdiği sözü tutmakla yetinmez, eleştirilerinin yanı sıra uygulamaya yaptığı katkılarla da fark yaratabilirdi. Ancak ödevlerini yapmadı ve verdiği sözü yerine getiremeyen partilerden biri oldu.

Benzer şekilde HDP de halkın kayyımlara inat sandığa gitmesi ile üç büyükşehir, beş il, 40 ilçe ve 12 beldeyi kazandı. Bu listeye bin 230 belediye meclis üyesi de eklenince ortaya yerel siyaseti dönüştürecek çok güçlü bir yapı çıktı. Ancak HDP seçimlerden sonra, aldığı kararı hayata geçirecek iradeyi gösterip yerel politikasını üretmedi. Tıpkı kayyım meselesine karşı politika üretmediği gibi. Kayyım atandığı gün MYK toplayan bir parti dosta düşmana “benim politikam yok” mesajı verdi. 2009-2014 arası belediyecilikte elde ettiği birikimi hızla tüketti.

Üçüncü adres olan Mansur Yavaş’ın da bu konudaki karnesini üç büyükşehir değerlendirmesinde devam edelim.

İstanbul, Ankara ve İzmir gerek büyüklükleri, gerekse göz önünde olmaları nedeniyle hem yerel hem merkezî siyasetin şekillenmesinde hep belirleyici olmuştur. 1973’te İsvan, Dalokay, Alyanak, 1989’da Sözen, Karayalçın örnekleri tarihî niteliktedir. O dönemde belediyeler toplumcu politika üreterek iktidara alternatif oluşturuyor, polemik yapmak yerine çözümlerle siyaset yapıyorlardı. Bugün bir Ahmet İsvan, bir Vedat Dalokay niteliğinde birkaç belediye başkanımız olsa, ülkedeki rejimin de böyle olmayacağını iddia edebiliriz.

2020, belediyecilikte ikinci yıl olmasının yanı sıra, koşulları salgının belirlediği bir döneme tekabül etmesi nedeniyle çok kritikti. Bu kritik yılın fotoğrafını belediye meclis kararlarına bakarak çekebiliriz. Meclis aslında demokratik işleyişin adıdır ve orada alınan kararları okumak dönüştürücü ve düşündürücü bir siyasî deneyimdir. Görünürdeki medyatik polemiklerin testi de Meclis kararlarının dökümüne göz atılarak yapılır. Çünkü ortak geleceğimiz beğensek de beğenmesek de meclislerde inşa edilir.

2020 yılında İzmir’in aldığı bin 199, İstanbul’un aldığı bin 370 ve Ankara’nın aldığı bin 829 meclis kararına bu gözle bakalım. Toplam 4 bin 395 kararın dağılımı bizlere belediyelerin önceliklerini, bu kararların nitelikleri de bu öncelik........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play