We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Devleti çeteden ayıran nedir?

71 58 38
25.02.2021

18.02.2021’de, gün ortasında, Ankara’da üç öğrenci kaçırıldı. Öğrencilerin ifadelerine göre “Boğaziçi olaylarına katılmayacaksın”; “Evini adresini biliyoruz, eylemlerde bulunmayacaksın”; “Devlete itaat etmeyi öğreneceksin”; “Boğaziçi eylemlerine katıldığını biliyoruz, hepinizi tek tek toplayacağız”; “Seni döve döve memleketine göndereceğiz”; “Seni öldürürüz, çok göze batıyorsun” gibi tehditlerde bulunup Ankara’nın üç köşesinde ıssızda, öğrencileri arabalardan attılar. Öğrencilerin kaçırıldığını öğrenen arkadaşları avukatlara, avukatlar da emniyete ulaştılar. Fakat resmi bir işlem yapılmamıştı. Yani öğrencileri kaçıran, öğrencilerin ifadelerine göre kabzalarında bayrak olan silahlar ve telsiz taşıyan, arabada öğrencilere ters kelepçe yapan, bir öğrenciyi hareket halindeki araçtan atan kişiler saatler boyunca üç öğrenciyi hukuk alanının dışına çıkardılar. CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, TBMM’nin denetim araçlarından biri olan Meclis Araştırması yapılması için önerge verdiğini açıkladı. Hükümetin 1990’lı yıllardaki zorla kaybetme uygulamalarının sembolü olan “beyaz Toros”lara atıf yaptı.(1)

Bu sırada, yurttaşların hürriyet ve güvenliğinden sorumlu olan İçişleri Bakanı, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin ailelerine telefon açmakla meşguldü. Çocuklarının suç işlemediğini, çocuklarının rahat bırakılmasını talep eden aileleri “ideolojik” ifadesiyle hedef gösteriyor, hukuk önünde her biri kendi eyleminden sorumlu olan, anayasal hak ve sorumluluklarının farkında olan öğrencilerin ailelerini hangi yasal yetkiye dayanarak aradığını ise açıklama gereği bile duymuyordu. Üniversitenin eski rektörü Üstün Ergüder’i, Prof. Dr. Ayşe Buğra’yı, Melih Bulu’nun atanmasını protesto eden öğretim üyelerini de hedef göstermeyi de unutmuyordu.(2)

Aynı günlerde, AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin, insan onuruna en ağır saldırı olan işkence yöntemlerini meşrulaştırmakla meşguldü. Kadınlara yönelik çıplak arama iddialarının etkili soruşturmasının önünü kesecek söylemlerin zeminini kurmak için argüman üretiyordu. Üretebildiği argümanı tekrarlamaktan utansam da not düşmem gerek: “Onurlu kadın uğradığı işkenceyi söylemek için bir yıl beklemez.”(3)

Bunlar yaşanırken insan hakları mücadelesine bir ömür vermiş, en ağır dönemlerde en ağır insan hakları ihlallerini gündeme getirmiş, milletvekili olduğu her gün ihlallerin takipçisi olmuş Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun aldığı ceza, azınlık oyunda da gösterilen açık anayasal gerekçelere karşın, Yargıtay tarafından onandı. Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı iken attığı bir tivit gerekçesiyle insan hakları savunucusu Şebnem Korur Fincancı’ya, Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanlığı görevindeyken kamu görevlisine hakaretten ceza verildi. İHD Eş Başkanı Eren Keskin OHAL KHK’si ile kapatılan Özgür Gündem gazetesinin 2014-2015 yıllarında Genel Yayın Yönetmenliğini yaptığı için 6 yıl 3 ay ceza aldı. Bu esnada, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu İnsan Hakları Derneği için “canı çıkacısa dernek” demişti…(4)

İşte tam bu günlerde tanıdık bir ismin, Yeni Şafak gazetesinde, hangi konularda muhalefet yapılabileceğine ilişkin açıklamaları dikkat çekiyordu. Mehmet Ağar, Gare operasyonuna ilişkin sorumluluk tartışmalarına katılmış ve “Diğer hangi konularda muhalefet yapılacaksa yapılsın. Ama bu konular olmaz” diyerek sahnede yerini almıştı.(5) Gerçi bu sahne kurulalı sanırım çok oluyor. Emniyet Genel Müdürü olduğu dönemde Susurluk Davası kapsamında “cürüm işlemek için silahlı teşekkül oluşturduğu” iddiasıyla beş yıl hapis cezası alan Ağar, 2012’de girip bir yıl ağırlandığı cezaevinden çıkarken “bir devlet görevini daha yerine getirdiğini” söylemiş, “Devlet gel dedi geldik, git dedi gittik” demişti.

Ayşegül Sabuktay, Devletin Yasal Olmayan Faaliyetleri:........

© Gazete Duvar


Get it on Google Play