We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

İnsanlık ve Günah

2 0 0
21.04.2022

Giriş

Ramazanın ilk günü, oruçlu olduğumu unutacak kadar uhrevi boyuttan kopuk, zihnimde insan dünyasının tüm çarpıklığı, şehir ortasında tabiatın izi peşinde, savrukluğun en zirvesinde, tükeniş gözlemcisi, ölüm heveslisi bir ruh halindeyim.

Hemen her gün ve günün her saati karanlık bana, insanların kaynadığı her yer ıpıssız. Yürüyorum öylece bir başıma. Yaşam kalitesi, sağlık düşüncesi, dünyadan ram alma arzusu hepsi birer bahane. Esasında evcil hayvan gezdirir gibi, sorumluluklarımla tasmaladığım bedenimi gezdiriyorum. Ruhum çoktan göç hevesinde ebediyet alemine...

Dünyaya ait ne kadar hevesim varsa hemen hepsini geride bıraktım. Nadiren umutlanıyorum insandan yana…

Nefsime düşmanlığım, tüm pişmanlıkların bilançosundan ibaret. Pişmanlık dediysem, yaptıklarımdan değil ha, yapmamayı seçtiklerimden. Şu dünyada ağız tadıyla günah işlemenin de bir raconu var ve bu herkesin harcı değil galiba.

İşte bir Ramazan gününde, oruçlu olduğumu unutturan bir ortamda birden insan ve günah ilişkisi düşüverdi aklıma… Ramazan olmasaydı ya da oruç tutuyor olmasaydım, görünürde kendilerinden farklı olmayacağım şu güruhun ne kadarı, günah işlediğinin bilincindeydi acaba? Ya da yılın on bir ayı hemen hepimizin de içinde bulunduğu gayet olağan bir yaşam biçimi değil miydi bugün benim yadırgadığım?

İşte bu yazı, bu sorunun cevabına, yani insan ve günah ilişkisine dair bir iç-düşünüşten ibarettir.

Günahın Öznesi İnsan

Görebildiğim kadarıyla, kimine yaşamın en keyifli yüzüdür günah; kimine heyecanı, adrenalin vasıtası; kimine korku, çekince; pek azına ise ahlaki motivasyon, sorumluluk şuuru. Zannınca, bu sonuncu kategori dışındakiler, öyle ya da böyle günahın nesnesi, vasıtası, taşıyıcısı, maşası iken, sadece son gruptakiler öznesidir onun. Bu tespitin ilk bakışta size garip, hatta pek acayip göründüğünü elbette biliyorum. Tam olarak açıklayabileceğimden de emin değilim ama deneyeceğim.

Şöyle özetleyeyim. İnsanın dünya yaşamına mahkumiyetinin ya da Karakoç’un ifadesiyle, “dünya sürgününün” ilk sebebidir günah. Başka bir boyuttan ise, ebediyete geçiş imtihanının en kilit (hatta kült) kavramıdır. (Buradaki anlatım, bu yazının ve kavramın ruhuna uygun olması için dini literatürden alınmadır ama siz günah kavramı yerine, suç, yasak, yanlış, hata, kusur gibi kavramları koyarak rasyonel açıdan da burada bahsedilenin “insanlığın en temel ölçütlerinden” biri olduğunu görebilirsiniz.)

Ramazanın ruhuna uygun olan dil ile devam edelim. Kanaatim odur ki, günah işlemeden, insanlığının şuuruna varamaz insan. Lakin günah işlemek de bir şuur işidir. Bilinçli bir tercihtir. Aksi halde, ne günah(sızlığ)ın ne de insan(lığ)ın bir anlamı ve değeri vardır. İnsan olmak, ne yapıp ettiğinin bilincinde olmak demektir. İnsan olmak, aklını, dünyanın debdebesine, nefsinin cerbezesine kurban etmemek, ruhunu, iradesinin (sübjektif, nefsin yönlendirdiği, aklın) emrine vermemek demektir. İnsan bir kez aklı yerine iradesinin hükmü altına girmeye alıştı mı, hemen her söylem ve eylemini kendisine meşru gösterecek bir savunma mekanizmasını da harekete geçirmiş olmaktadır. Sorsanız, başka şansı olmadığından, şartlar öyle gerektirdiğinden, hayatta kalma zorunluluğundan, herkes öyle yaptığından yapmaktadır her ne yapıyorsa. Başka söyleyişle her........

© Fikir Coğrafyası


Get it on Google Play