menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ortadoğu’da yeni düzenin şifreleri: Lübnan’da ‘barış’, Irak’ta ‘temizlik'

27 0
thursday

ABD birliklerinin bu yıl Irak’tan çekilmesi ve El-Esad Üssü’nün tamamen Irak yönetimine devredilmesi Washington’un bölgeden uzaklaştığı şeklinde yorumlanmıştı. Oysa yaşananlar geri çekilmeden çok yöntem değişikliğine işaret ediyor. Güvenliği artık Bağdat sağlıyor, ancak oyunun siyasi ve ekonomik kuralları hâlâ Washington tarafından şekillendiriliyor.

      İran’da Tahran ve Washington arasındaki ilk uzlaşma metni imzalandı, ancak savaşın “artçı sarsıntıları sürüyor. İsrail ile Lübnan arasında Washington’un arabuluculuğunda varılan tarihi anlaşma da, Irak’ta aniden başlayan onlarca siyasetçi ve üst düzey bürokratı hedef alan büyük yolsuzluk operasyonu da aynı hedefe odaklanmış durumda;

İran’ın on yıllar boyunca adeta iğneyle kuyu kazarak kurduğu “Şii kuşağını” tümden bitirmek.

 Lübnan’da barış mı, yoksa yeni güvenlik düzeni mi?

Washington’da dört gün süren müzakerelerin ardından İsrail ile Lübnan arasında varılan anlaşma, yaklaşık 40 yıl sonra iki ülke arasında imzalanan en önemli siyasi uzlaşı olarak sunuldu. Ancak anlaşmaya ilişkin ortaya çıkan bilgiler, kamuoyuna anlatılan tablo ile müzakere masasındaki gerçekler arasında ciddi farklar bulunduğunu gösteriyor. Anlaşma, Lübnan hükümetinin sırtına Hizbullah’ı “bitirme” yükünü olanca ağırlığıyla koyarken, İsrail’e ise hemen hemen hiçbir “ön şart” getirmiyor.

Anlaşmanın sızdırılan “Gizli Güvenlik Eki”, İsrail’in çekilmesini otomatik bir yükümlülük olmaktan çıkarıyor. Buna göre Tel Aviv, yalnızca Lübnan’ın anlaşmada yer alan güvenlik yükümlülüklerini yerine getirdiğinden tatmin olması halinde geri çekilecek. Başka bir ifadeyle İsrail’in çekilmesi hukuki bir zorunluluk değil, siyasi bir ödül mekanizmasına bağlanmış durumda.

Yine aynı ekte yer alan daha da dikkat çekici unsur ise Lübnan ordusuna biçilen rol;  İddialara göre Lübnan güvenlik operasyonlarını ABD koordinasyonunda yürütecek, hedef listeleri bizzat Amerikan kanalıyla Lübnan ordusuna ulaştırılacak ve süreç İsrail’in güvenlik beklentileri doğrultusunda şekillenecek.

Bu nedenle anlaşmayı, Lübnan’da egemenliği güçlendiren değil, güvenlik mimarisini dış denetime açan bir model olarak değerlendirmek mümkün.

Asıl hedef Hizbullah ve İran etkisi

ABD, İsrail ve Lübnanlı kaynaklara dayandırılan değerlendirmelerde, görüşmelerin temel motivasyonunun Hizbullah’ın askeri ve siyasi kapasitesini sınırlandırmak olduğu belirtiliyor. İsrail açısından anlaşmanın en önemli kazanımı, Lübnan devletinin güvenlik mekanizmasının Hizbullah’ın hareket alanını daraltacak şekilde yeniden yapılandırılması.

Irak’ta yolsuzluk operasyonu:  Milyonlarca dolar, altın külçeleri ve değerli saatler...

Lübnan’daki diplomatik gelişmeler sürerken Irak’ta ise bambaşka, ancak çok daha sert bir........

© Ekonomim