menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türk düşüncesi nerede? Güneş-Dil Teorisi’nin metafizik sularında mı?

116 0
17.10.2026

Türk düşüncesi nerede? Güneş-Dil Teorisi’nin metafizik sularında mı?

“Türk Düşüncesi Nerede?”

Türkiye Günlüğü dergisinin Ziya Gökalp’in doğumunun 150. yılı vesilesiyle hazırladığı 171. sayısının dosya başlığı bu. Bütün İslamcı endişelerimle kendimi bildim bileli aynı zamanda Türk düşüncesinin serencamını kendime dert etmişimdir. Türk düşüncesindeki kayıp halkaları, Türk düşüncesini zincirleyen faktörler üzerinden bulmayı denemiştim bir çalışmamda. Halkaların oluşturduğu bir zincir varsa Türk düşüncesini neyin zincirlediğini veya Türk düşüncesinin bir aşamada nasıl kısıtlayıcı bir zincir haline gelebildiğini anlamaya ve anlatmaya çalışmıştım.

Hiç kuşkusuz Türk düşüncesi kayıp halkalarını Müslüman varlığında arayıp bulacaktı. Bu halka eksik kaldığında geriye insanı kendi etnosentrizmine bağlayan bir zincirden başkası kalmıyor.

Aynı şey Arap düşüncesi için de Fars düşüncesi için de söz konusudur.

Bugün Türk düşüncesinin nerede olduğu tabii ki çok değerli bir soru; nerede durduğunu, hangi meselelerle uğraştığını, dünyaya ne söylediğini, hangi kavramlarla düşündüğünü ve insanlığın ortak düşünce birikimine ne kattığını sormak, hepimizin üzerinde düşünmesi gereken bir mesele. Hele uzun zamandır Batı düşüncesinin kavramlarıyla kendimizi anlamaya çalışmanın ürettiği epistemolojik bağımlılıkları, oryantalizmin ve sömürgeci bilgi düzeninin düşünce dünyamız üzerindeki self-kolonyalist etkileri bağlamında bu başlıktaki bir dosyanın bir beklenti oluşturmaması mümkün değil.

Türk düşüncesini kendi içine kapatan değil, dünyaya açan; zincirleyen ve zincirlenen değil, kendi tarihsel birikiminden hareketle evrensel düşünceye katılmanın yollarını araştıran bir ufuk, çok mu büyük bir beklenti?

Bekledim yine de, ama doğrusu sayının en iddialı işi olarak Yalçın Koç’la Öner Buçukçu tarafından yapılan “Türk Cevheri İlahi Hakikat ile Mayalanmaya Müsaittir” başlıklı uzun söyleşiyi okurken, böyle bir açılımdan çok uzak bir havanın estiğini hissettim. Zira karşımda Türk düşüncesinin evrensel imkânlarını araştıran bir felsefi arayıştan ziyade, Türkçeye ve Türklüğe başka hiçbir dilin ve kültürün sahip olmadığı metafizik ayrıcalıklar atfeden, oldukça özcü ve yer yer şoven bir söylem var.

Felsefeye, akademiye, Batı’ya karşı kendine özgü bir eleştirel çizgisi olan Yalçın Koç’u yıllardır izlemeye çalışırım. Söylediklerine inanan, düşüncenin hakkını vermeye çalışan ve bunu bir mesleğin veya bir kazanç yolunun ötesinde varlığının bir gereği gibi yaşayan biri olarak bir ilgi uyandırıyor. Söylediklerini kimseye sunma veya tartışma ihtiyacı bile hissetmediği için kendi köşesinde ve kendi halinde uzlet içinde yaşıyor olması ayrı bir özellik katıyordu söylediklerine. O yüzden........

© Yeni Şafak