Kıbrıs’ta taviz mi, tam bağımsızlık mı?
Doğu Akdeniz'in kalbinde yer alan Kıbrıs Adası, tarih boyunca stratejik konumunun getirdiği jeopolitik rekabetlerin odağı olmuştur.
Ekim 2025'te Tufan Erhürman'ın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin 6. Cumhurbaşkanı seçilmesi, adadaki ve Doğu Akdeniz'deki dengeleri yeni bir boyuta taşımıştır.
Ersin Tatar döneminin "önkoşullu iki devletli çözüm" çizgisinden, BM parametrelerini dışlamayan ancak Kıbrıs Türklerinin siyasi eşitliğini merkezine alan "sonuç odaklı ve takvime bağlı" pragmatik bir diplomasiye geçiş yapılmıştır.
Ancak küresel aktörlerin Doğu Akdeniz'deki askerî yığınakları, İsrail'in bölgedeki yayılmacı stratejileri ve geçmiş diplomasi tecrübeleri dikkate alındığında; bu yeni müzakere arayışlarının Kıbrıs Türk halkının geleceği açısından bir çözüm mü yoksa tarihî bir illüzyon mu olduğu sorusu gündemdeki tazeliğini korumaktadır.
Müzakere masasındaki riskler
Tufan Erhürman'ın göreve gelmesiyle birlikte KKTC, uluslararası toplum nezdindeki "masadan kaçan taraf" algısını kırma yolunda yapıcı bir üslup benimsemiştir.
Erhürman, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile yaptığı görüşmelerde Kıbrıs Türk halkının adil çözüm iradesine vurgu yaparak, ucu açık süreçler yerine takvimlendirilmiş, gerçekçi bir metodolojiyi savunmaktadır.
Türkiye ile tam koordinasyon içinde yürütülen bu diplomasi, diplomatik manevra alanını genişletse de uluslararası sistemin adaya yaklaşımı değişmemiştir.
Birleşmiş Milletler (BM) ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) cephesinde "Birleşik Kıbrıs" söylemi geçerliliğini sürdürmektedir.
GKRY lideri Nikos Hristodulidis, diplomatik........
