Akıntıya kürek çekmek
AKP’nin 23 yıllık iktidarına bir teşekkür borcum var:
Sayelerinde yasaları ve usul hukukunu, Anayasa maddelerini ve yargı kurnazlıklarını adeta bir hukuk profesörü kadar olmasa da detaylı araştırmak ve öğrenmek zorunda kaldım!
Günün konusunu da bu deneyimimle sunuyorum…
Siyasette hukuki süreçleri bir strateji unsuru olarak kullanmak maharet ister.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve yönetiminin, parti içi tartışmalara nokta koymak iddiasıyla olağanüstü kongre toplamak üzere "çağrı heyeti" ataması için yargı kapısını çalması, işte bu stratejik sınavın en kritik ikinci hamlesi oldu.
Hatırlanacağı üzere birinci stratejik, siyasi ve hukuki hata şuydu:
"Mutlak Butlan" kararı sonrasında Özgür Özel ve yönetimi bu kararı temyiz ettiler, kesinleşmesinin süresini uzattılar.
Temyiz hamlesiyle başlayan bu yanlışlar zinciri, bugün ikinci hamle olan “çağrı heyeti” başvurusuyla hukuki ve siyasi körlüğe dönüşmüş durumda.
Hukukun temel kurallarını ve usul esaslarını göz ardı ederek atılan her adım, muhatabına zarar vermek bir yana, rakibinin elini güçlendiren bir stratejik hezimete dönüşür."
Son dönemde CHP içinde yaşanan hukuki tartışmalar ve yargı hamleleri tam da bu durumun somut örneklerini sunuyor.
Hukuk sistemimizin en temel kurallarından biri gayet açıktır:
Bir mahkeme tarafından verilmiş yürütmeyi durdurma veya ihtiyati tedbir kararı varsa ve dosya henüz Yargıtay incelemesindeyse, bir başka mahkemenin bu süreci yok sayarak çağrı heyeti yetkilendirmesi yapması usul hukukuna kökten aykırıdır.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 165. maddesi son derece nettir.
Bir davadaki kararın verilebilmesi, başka bir mahkemede görülmekte olan dosyanın veya temyiz incelemesinin sonucuna bağlıysa, mahkeme o kararın kesinleşmesini beklemek zorundadır.
Buna hukukta “bekletici mesele” deniyor.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, koşulları oluştuğunda; bekletici mesele yapmak hakimin takdirinde değil, hukuki bir zorunluluktur.
Dahası, Anayasa Mahkemesinin yerleşik kararları ve Anayasa'nın 138. maddesi uyarınca, yürürlükte olan bir yargı kararını veya tedbirini baypas edecek şekilde karar tesis edilmesi adil yargılanma hakkının ve hukuki güvenlik ilkesinin açık ihlalidir.
Hatırlatayım Anayasa'nın 138. maddesinin söz konusu dördüncü fıkrası aynen şu şekildedir:
"Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu........
