We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

''Karanlık oda'' provakatörü Önkibar çukura düştü

9 2 0
14.10.2019

Türk medyasında Sebahattin Önkibar isminde değişik bir canlı türü var. Belli ki bu kişi insan hücresinden değil başka bir katkı maddesinden dünyaya geldi. Hastanede bir çete operasyonuyla karıştırılmış olabilir. Anası, babası olarak bilinenler kimler ise böyle bir canlı türü onların eline bırakılmış… Onlar da mecburen sahiplenmek zorunda kalmış…

Anası, babası olarak bilinen kişilerin bir günahı olmadığı çok açık.

O yüzden bu değişik canlı türü MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin sağlığı üzerinden yine MHP üzerinde fitne üretmeye başladığında “Bunun rospi çocukluğu anadan, babadan değil, karakterinden... “ diyerek çok özel vurgulu bir tepki göstermiştim. Meselem bunun kokuşmuş haldeki ahlaksız ve iftiracı karakteri… Anası, babası bilinen her kim ise, yaşıyorsa Allah sağlıklı ömür versin, hayatlarını kaybettilerse de rahmet olsun. Ömürleri herhalde hastane karışıklığının ıstırabıyla geçmiştir. Bu değişik canlı türünün insan ürünü olması mümkün değildir. Çünkü ahlaksızlığın en çukurunda olduğunu yeni doğan 4 günlük çocuğuma küfür ederek bir kez daha göstermiştir. Aşağıların aşağısı, sefillerin en sefili yani esfel-i safilin tarifine uygun bir karakterden zaten beklenen de buydu. Türkiye gazetesi ve Yeniçağ gazetesinde evli bayanlara yönelik tacizleri mahkemelere yansımış biri için, 4 günlük bebeği kavgasına karıştırıp küfür etmek gayet doğaldır. Yıllardır benim vurguladığım işte bu kokuşmuş yaratık karakteri idi. O da bunu bir kez daha gözler önüne serdi. Bunu bir halt sananlar da onun gerçek yüzünü görerek zaten ona büyük tepki gösterdiler. Sosyal medya, o gün bunun ahlaksızlığına tepki mesajlarıyla adeta yıkıldı.

Sebahattin Önkibar ismini Türk medyasında herkes tanır ve bilir. Kimi zaman evli bayanlara tacizlerle, kimi zaman dolandırıcılıklarla, kimi zaman iş takipleriyle, kimi zaman parayla yaptığı yalan haberlerle, kimi zaman kumar ve içki tutkusuyla, yalanlarıyla, ikiyüzlülükleriyle, iftiralarıyla hep gündem ve tartışılan isim oldu. Bu yüzden de sürekli fikir, parti, ortam değiştiren olarak bilinir. Ama ne olursa olsun kendisi Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu imiş… Adam olamadıktan sonra şura- bura mezunu olunca ne halt oluyorsa !?

Menfaat kovalamak için gün geldi Anap’lı, gün geldi DYP’li, gün geldi MHP’li, gün geldi Haydar Başçı, gün geldi Doğu Perinçek’çi, gün geldi Meral Akşener’ci göründü. Son gittiği durakta CHP oldu. Sağdan, soldan, ortadan gezmediği yer kalmadı.

Öyle ki, bugün her türlü iftirayı attığı, karşısında her türlü namussuzluğu denediği MHP Lideri Devlet Bahçeli, 1999 yılında MHP’yi iktidar ortağı yaptığında Türkeş Bey'in Bozkurtları kutsal emaneti layık olana tevdi etmiş ve başbuğlarının kemiklerini sızlatmamışlar, tersine ruhunu şad etmişlerdir. Devlet Bahçeli Bey, bugün Merhum Türkeş'in yolunda, izinde ve ilkelerinde sapmaksızın yürüyor. Yürümüyor adeta koşuyor. Evet, bayrağı merhumun işaret ettiği gibi daha yukarılara taşıyor. Keşke Türkeş Bey bugünleri görse ve eseriyle övünebilseydi. Yüce Yaradan'ın rahmeti üstünde olsun Sevgili Türkeş…" cümlelerini Türkiye gazetesinde yazıyordu. Basın mensuplarıyla yapılan toplantılarda MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin yanında oturup, onun sigarasını ilk yakan olmak için, çakmağını en hızlı çeken Gonzales oluyordu.

MHP’de istediği menfaat kemiğini bulamayınca o günden beri sürekli MHP ve Devlet Bahçeli düşmanlığı yapmaya başladı. 2005 yılında da teröristbaşı Fethullah Gülen’i en ufak eleştireni kapının önüne koyan Yeniçağ gazetesinde Ankara temsilcisi olunca bu düşmanlığını en azılı hale getirdi.

Türkiye gazetesinde yazar iken, 24.06.1999 tarihinde “Neden şimdi?” başlıklı yazısında şu cümlelerle Fethullah Gülen güzellemeleri yapan Sebahattin Önkibar isimli müptezel belki de kendine en uygun gazeteyi böylelikle bulmuştu:

“Bildiğim şey Türkiye dışındaki okul hizmetlerinin ülkemiz için yararlı olduğudur. Görevim gereği onlarca ülkeye gittim. Pek çoğunda Fethullah Gülen’in okullarıyla yüz yüze geldim. Müfredatından organizasyonuna kadar bu okulları incelemeye çalıştım. Tespitimiz şu: Okullarda laik sistem aleyhinde bir faaliyet yok. Türk Milli Eğitiminin kuralları geçerli. Atatürk ve İstiklal Marşı var. Ayrıca okullarla ilgili pek çok işadamından da olumlu sözler işittim ki bu işadamları TÜSİAD kökenlidir. Söyledikleri şu: Bu okullar........

© Ülkücü Medya