Kaleciyi koruduk, sıra santrforda
Fransa maçını izlerken kaçırdığımız gollerin ardından aklıma Fatih Terim döneminde alınan bir karar geldi. 2015’te yabancı kuralı değiştirilirken 18 kişilik maç kadrosunda, A Millî Takım’da oynama uygunluğuna sahip futbolculardan en az birinin kaleci olması gerekiyordu. Terim gerekçesini açıklamıştı: Kalecilerin pozisyonunu korumak…
Mesele yarının millî takımını düşünmekti. Bugün aynı tehlikeyi santrforda yaşıyoruz.
Dünya Kupası’nda da gördük, Fransa karşısında da… Türkiye topu rakip kaleye götürebiliyor. Arda, Kenan, Can, Hakan, Orkun gibi oyuncularımız var. Ancak ceza sahasına geldiğimizde duruyoruz. Oraya kadar getiriyoruz, sonunu getiremiyoruz. Çünkü futbolun en zor bulunan oyuncusu bizde yok: Golcü.
Montella’nın kadrosunda hücumcu çok ama klasik santrfor yok denecek kadar az. Doğal 9 numaraya en yakın isim Deniz Gül. Galatasaray’ın Porto’dan aldığı Deniz henüz 22 yaşında. Millî takımın bütün gol yükünü sırtlayabilecek, uluslararası seviyede kendisini ispatlamış bir santrfor olduğunu söylemek için erken.Bir de Enes Ünal var. Ancak onun da kariyeri ciddi sakatlıklarla kesintiye uğradı.
Peki Enes yoksa kim var? Millî takımın önüne farklı özelliklerde üç, dört santrfor koyamıyorsak sorunu yalnızca Montella’nın tercihlerinde arayamayız. Çünkü Montella santrfor seçmiyor, arıyor ama bulamıyor. Yetiştirmiyoruz. Daha doğrusu yetişmesine fırsat vermiyoruz.
Büyük kulüplerimize bakın. Galatasaray’da Osimhen, Fenerbahçe’de Muriç ve Lukaku, Beşiktaş’ta Vlahovic ve Oh, Trabzonspor’da Onuachu ve........
