Peki buradaki neyin savaşı!
Savaşlarda, işgal ve saldırılarda öldürülen kişilere dair istatistikler ne ifade eder? Sayı büyüdükçe, sadece sayıyı!
Oysa her öldürülen, adıyla sanıyla, canıyla kanıyla büyük bir acının ta kendisidir. Başta depremler, felaketler, cinayetler; her kaybın acısı gibi tabii ama bu da nihayetinde cinayettir. Birtakım insanlar karar vermiş, birtakım insanlar ateşlemiş, bombalamış, vurmuş; sizin canınız alınmıştır.
İran’da ABD-İsrail saldırılarında “ölen” değil, “öldürülen” insan sayısı şu ana kadar 1300 civarında ifade ediliyor. UNICEF’e göre yüzde 30 kadarı çocuk. Bir okulda 160-170 küçük kız çocuğun bir anda ve birlikte öldürüldüğünü biliyoruz. Yüksek ihtimalle ABD marifetiyle. Böyle böyle 20 okul, 10 hastane vurulmuş. 400 kadar “çocuk cinayeti!”
Diğer tarafta da, ABD, İsrail ve Körfez ülkelerinde birer, üçer, beşer sayılar var. ABD’ye ilk aster tabutları gitti ve merak edersek, isimlerini öğrenebiliyoruz. İran’da da o ilk saldırıda öldürülen çocukların isimleri listelendi ama “uzun” olduğu için muhtemelen çok çok az kişi başından sonuna kadar okumuştur; ne kadar tepki duyarsa duysun.
Oysa listedeki her isim, listede olmayan başka isimlerin, annelerin, babaların, kardeşlerin, yakınların isim isim acısı, isyanı! Vicdanımız ile kaybımıza isyanımız arasında bir köprü olsa da, sınırın öteki tarafına........© T24
