menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İki diploma, iki cezaevi arası Türkiye talihi!

30 0
28.02.2026

Marx’ın “tarihte tekerrür”ü yerli yerine koymak isteyen bir sözü var: “Tarih önce trajedi, sonra fars olarak tekerrür eder!”

Bunu “yeğen” Louis Napoleon’un, kralı ve hanedanlığı deviren ama nihayetinde “proletarya”yı burjuvazinin altına deviren 1848 Devrimi’nden sonra (Avrupa’da 1848 devrimleri dalgasının da ana kaynağı) yazmıştı. “Yeğen” Napolyon, “oy hakkı olanlar”ın oylarıyla cumhurbaşkanı seçilmiş, bir sonraki seçimde adaylığı mümkün olmayınca 1851’de bir “darbe” ile imparator ilan etmişti kendini.

“Louis Bonaparte’ın 18 Brumaire’i”ydi Marx’ın hemen yazıp önce ABD’de yayımlanan metni. (Bizde bazen “18’inci Brumaire” diye çevrilse de, esasında 1789 Fransız Devrimi Takvimi’ne göre kasıma denk düşen ayın 18’i ve Fransız Devrimi’nin subaylarından “esas” Napolyon’un, 1799’daki imparatorluk darbesinin tarihine atıftı.) Açıkçası iyi bir tarih ve ibret kitabıdır!

Önce cumhurbaşkanı seçilip sonra “darbeyle imparator” olan Louis, yani 3. Napolyon, bizim tarihimize, savaşlar dışında ilk Avrupa gezisini yapan Padişah Abdülaziz’i Paris’teki Uluslararası Sergi’ye davet edip ağırlayan imparator olarak yazılır… Bir de Kırım Savaşı’nda, esasen pek hoşlanmadığı Osmanlı’ya İngiltere’yle birlikte desteği var tabii. Darbeyle imparator olanın da darbeyle padişahlıktan ölüme gönderilenin de sonları trajiktir tarihte.

Louis Napolyon, Fransa tarihinde ise “Son İmparator.” İlk Napolyon’a heveslenip henüz Almanya olmayan Prusya ile savaşa kalkışmış, ama en azından savaş meydanında bulunarak yenilmiş, esir düşmüş, sonra sürgünde ölmüş; imparatorluk da bitmişti. Tam küllerinden bir devrim, “sosyalist devrim ruhu”na en yakın devrim “Paris Komünü” doğmuştu ki, onu da Prusya ve Fransız ordusu kanla boğmuştu. 1789, 1830, 1848, 1871… her devrim bir istibdat deviriyor ama sonra boğuluyordu işte! Tabii tarih tam eskisi gibi akmıyordu, o başka. “Burjuva devrimleri” için bile “çalışan halkın, yoksulların kanı” iki biçimde şarttı… Hem devrimi yaparken hem devrimi yıkarken!

Dipkoma!

“Tarihin trajedi ve farsı”nda fazla dolaştık. Gelelim bizim buralara! Önce “fars”ın resmi tanımı: “İlkel, sıradan ve kaba güldürme........

© T24