Lozan’da İnönü’lerin izinde, altın kalemle yedi dakikada atılan imza
Diğer
Konuk Yazar
22 Temmuz 2025
Lozan Barış Antlaşması'nın imza töreni
İsmet İnönü’nün izlerini aramayı sürdürüyorum. Beau Rivage Palas, d’Oucy Şatosu ile Paix Otelindeki görüşmeler artık geride kaldı, bu kez Lausanne Palace’tayız. İsmet Paşa artık yalnız değil, eşi Mevhibe Hanım'la birlikte Leman Gölü kıyısındaki sevimli ve küçük kentteki bu otelde üç ay geçiriyor.
Lozan’da yapılan görüşmelerin ilk etabında, Osmanlı Borçları, Türk-Yunan Sınırı, Boğazlar, Musul, Azınlıklar ve Kapitülasyonlar başlıkları uzun uzun tartışılmış, kapitülasyonların kaldırılması, İstanbul'dan yabancı askerin çıkarılması ve Musul üzerinde bir uzlaşma zemini oluşmayınca, İnönü 4 Şubat 1923 günü, Lozan’dan ayrılıp Türkiye’ye dönmüştü. Dört ay süren zorlu süreçte memleketten, özellikle de eşi Mevhibe Hanımdan uzak kalmak İsmet İnönü’yü yormuştu, mektuplarında bunu çok kez dile getiriyordu: (*)
"…İki gözüm Mevhibe’ciğim ;
Bir mektubunu aldım. Bilsen ne kadar sevindim. Her gün, her hafta mektup yazsan ne kadar iyi edersin. Niçin yazmıyorsun anlamıyorum. Mektubunda pek keyifli olduğunu anlayamadım, evde dar mısınız nesiniz?…
… Sana buradan ne alayım? Ölçülerini bilmem, kadın işlerinden anlamam. Güzel Mevhibe’ciğim, sen tektaş yüzük isterdin, bunu, daha başka isteğin var ise onu buradan mı alayım, ne alayım yoksa? Geleyim de beraber orada mı tedarik edelim? Nasıl istersen, ne istersen onu yaz. Diyorlar ki orada ipekli olmadığı için buradan bazı şeyler götürmek makbule geçer. Öyleyse bana ne lazım olduğunu ne istediğini yazar mısın? İki gözüm. Mevhibeciğim. Seni ne kadar göreceğim geldi. Sen benim dünyalar ve her şeyimsin. İki gözüm sevgilim.
Bana cevap yaz. Ferah ol, zayıflama. Kendine iyi bak…”
Peki, uzlaşma olmayınca müzakere maratonu kesiliyor, sonrasında neler oluyor? İnönü hatıratında (**) anlatıyor:
- "…Lozan konferansının kesilmesine sebep olan müttefik devletler projesine karşı projemizi hazırladık ve sekiz Mart‘ta bir nota ile İngiltere Fransa ve İtalya’ya bildirdik. Notamıza 28 Mart‘ta cevap aldık, onlar tekliflerimize bir takım itirazlarda bulunduktan sonra konferansın yine Lozan’da toplanmasını ileri sürüyorlardı. Nihayet Lozan‘a gitmek hususunda mutabık kaldık…"
İnönü, aylarca ayrı kaldığı Mevhibe Hanımı da Lozan’a götürmek istiyor, Atatürk’e danışıyor, “Paşam daha evvel dört ay oradaydım, eşim çok yalnız kaldı, eşimle gitsem olur mu? Müsaade eder misiniz?” diyor.
Atatürk uygun buluyor, “İyi olur, İstanbul'da hep kafes arkasında duran eşin de dünyayı görür, aydınlık dünyaya açılması lazım” diyor. Böylece İnönü’ler yola çıkıyor:
"…18 Nisan’da trenle Lozan’a hareket ettik… Bu defa Türklere karşı bir teveccüh ve güven hasıl olmuş bir muhite girmiş olduğumu derhal fark ettim… İkinci gidişimde Bayan İnönü’yü de beraber götürdüm. İlk toplantıya giderken ne olacağımız belli değildi. Yabancı bir muhite gidiyordum.........
