Platner vakası ABD solu ve bizim için ne anlatıyor?
Fotoğraf: Bernie Sanders (solda) da Platner'a destek vermişti
Graham Platner çok kısa bir süre öncesine kadar ABD liberal solunun; Senatör Bernie Sanders’ten[1] meşhur “sol” içerik üreticisi Hasan Piker’in[2] parlattıkları imajına göre, Maineli bir istiridye üreticisi, savaş gazisi, sıradan insanların arasından gelen düzen karşıtı (anti-establishment) bir adaydı. Maine’deki Senato seçimlerinde Cumhuriyetçi Partili, “Epstein sınıfı”nın temsilcisi olarak nitelendirilen Susan Collins’e karşı yarışacak, milyarderlere ve şirketlere karşı halkçı bir kampanya yürütecek, Demokrat Parti’nin yaşlı ve yıpranmış merkezine karşı ilerici, solcu, daha genç tabanın öfkesini temsil edecekti. Ama kampanyası, Amerikan sol-liberal çevrelerinin uzun süre görmezden gelmeye çalıştığı bir skandallar zincirinin sonuncusuyla birlikte; kendisine yöneltilen cinsel saldırı suçlamalarıyla çöktü.[3] Daha düne kadar kendilerine Platner’in sorunlu geçmişini, yaptıklarını hatırlatan herkese “İşte ‘sol’ bu yüzden kazanamıyor!” diyerek saldıran ve tek dertleri, ufak bile olsa tutarlı bir sol, sosyalist çizgide bir parti talep eden gerçekten sıradan insanları Demokrat Parti’nin ileri görünümlü adaylarına oy verecekleri sandıklara mahkum etmek isteyen ve bunun için Lenin’i bile kullanan, daha doğrusu onu Bernstein’a çeviren tüm gazeteci ve içerik üreticileri gibi[4] Demokrat Parti’nin çoğu (Sanders, Mamdani vs.), Platner’den desteğini geri çekti ve Platner de seçimlerden geri çekildiğini açıkladı.
Platner’in aylardır cilalanan imajının arkasında (ya da göz önünde olmasına rağmen görmek istenmeyen) yatan gerçekse kısaca şuydu: Irak ve Afganistan’da görev yapmış bir eski asker, daha sonra Irak’ın işgalinde sivillerin öldürülmesine adı karışmış paralı asker şirketi Blackwater’da görev yapmış bir figür, sonra sildiği 2020 tarihli Reddit paylaşımlarında "Neden deniz piyadelerine katıldınız?" başlığı altına “Macera yaşamak ve biraz insan öldürmek istedim. 2004'te deniz piyadelerine katıldım; Felluce ve Ramadi'de savaştım ve [hem macera yaşadım hem de insan öldürdüm]. Harika bir deneyimdi” [5] yazdığı mesajları bulunan bir isim.[6]
Tüm bunlara bir de göğsündeki Nazilerin Totenkopf sembolü dövmesi eklendi.[7] Platner bu dövmeyi 2007’de Hırvatistan’da, sarhoşken yaptırdığını, anlamını bilmediğini ve sonradan kapattırdığını da söyledi ve bunu kanıtladı. Ancak böyle bir açıklama, sorunu ortadan kaldırmaktan çok büyüttü. Çünkü mesele yalnızca “bir dövmenin anlamını bilip bilmemek” değildi. Artık “komünist” olduğunu[8] ya da “sola kaydığını” söyleyen bir adayın, emperyalist savaş deneyimini, askerlikle iç içe geçmiş erkeklik kültürünü, savaş suçlarıyla dolu paralı asker dünyasını ve Nazi sembolizmini ne ölçüde gerçekten geride bıraktığı sorusuydu.
Elbette kimse anasının karnından komünist doğmaz. İnsanlar değişebilir; savaş görmüş, ideolojik olarak gerici çevrelerden........
