ManiFiesta 2026: Belçika Oostende’de dayanışmanın, mücadelenin ve örgütlenmenin sesi
Oostende’de işçi sınıfının buluşması
Belçika’nın Oostende kentinde, 12–13 Eylül 2026 tarihlerinde düzenlenen ManiFiesta, yine binlerce insanın katıldığı, uluslararası dayanışmanın ve farklı toplumsal mücadelelerin buluştuğu büyük bir etkinlik olarak gerçekleştirildi. ManiFiesta, ACEG Wellington Hipodromu’nda düzenleniyor ve programında müzikten panele, kültürel etkinliklerden sendikal tartışmalara kadar çok sayıda faaliyet yer alıyor.
Etkinliğe ilişkin giriş kartları üzerinden yapılan sayıma göre yaklaşık 19 bin kişinin katıldığı ifade edildi.
Belçika başta olmak üzere çeşitli Avrupa ülkelerinden sendikalar, sendika temsilcileri, siyasi parti ve örgütlerin temsilcileri, yazarlar, sanatçılar ve farklı alanlarda çalışmalar yürüten kişi ve kurumlar ManiFiesta’da bir araya geldi. Farklı ülkelerden gelen katılımcılar kendi ülkelerinde yaşanan sorunları, mücadele deneyimlerini ve politik değerlendirmelerini paylaşırken; paneller, tartışmalar, kültürel gösteriler ve müzik etkinlikleri büyük ilgi gördü.
Elbette böyle organizasyonlar, düzenlendiği ülkenin siyasi ve toplumsal atmosferinden bağımsız düşünülemez. Etkinliğe katılan parti, sendika, örgüt ve çevrelerin kendi politik bakış açıları, mücadele deneyimleri ve ülkelerindeki örgütsel konumları, tartışmalara doğal olarak yansıdı. Ben de bu yazıda, ManiFiesta’da gördüklerimi ve dinlediklerimi kendi penceremden, mümkün olduğunca objektif biçimde aktarmaya çalışacağım.
PVDA: Öğrenci hareketinden ülke çapında bir partiye
ManiFiesta’yı anlamak için, bu etkinliği düzenleyen Belçika Emek Partisi – PVDA (Partij van de Arbeid van België) hakkında kısaca bilgi vermek gerekiyor.
PVDA’nın kökleri 1960’ların sonundaki öğrenci hareketlerine ve dönemin işçi mücadelelerine uzanıyor. 1970’te AMADA (Alle Macht Aan De Arbeiders – Bütün İktidar İşçilere) adıyla ortaya çıkan hareket, özellikle işçi mücadeleleriyle bağ kurmaya yöneldi. Ford Genk grevi, Limburg maden işçilerinin mücadeleleri, Antwerp Limanı'ndaki işçi hareketleri ve çeşitli sanayi mücadeleleri bu gelişim sürecinde önemli rol oynadı.
PVDA, yaklaşık on yıllık bir örgütlenme ve hazırlık sürecinin ardından 4 Kasım 1979’da Brüksel’de resmen kuruldu. Parti kuruluşundan itibaren sosyalizm hedefini savunduğunu ifade etti.
Partinin tarihinde dikkat çeken çalışmalardan biri de Geneeskunde voor het Volk (Halk İçin Tıp) girişimidir. İlk olarak 1971’de Antwerp/Hoboken’de başlayan bu çalışma, ücretsiz ve erişilebilir sağlık hizmetini savunan bir anlayışla zaman içinde farklı kentlere yayıldı.
PVDA uzun yıllar Belçika siyasetinde küçük bir parti olarak kaldı. Ancak özellikle 2000’li yıllardan itibaren parti içinde yenilenme süreci yaşandı ve işçi sınıfıyla, sendikalarla ve toplumsal mücadelelerle daha güçlü bağlar kurmaya yönelik çalışmalar öne çıktı. 2014 seçimlerinde federal parlamentoya girdi. Daha sonraki yıllarda oylarını ve örgütsel yapısını genişletti. 2019 yılında Belçika Parlamentosu tarafından ülke çapında faaliyet gösteren ulusal bir parti olarak resmen tanındı.
Bugün PVDA kendisini sosyalist ve Marksist bir parti olarak tanımlıyor; çalışma yaşamı, sosyal güvenlik, sağlık, eğitim, barış ve uluslararası dayanışma gibi başlıklarda aktif politika yürütüyor. Partinin kendi açıklamasına göre ülke genelinde 25 binden fazla üyesi bulunuyor.
Bu kısa tarih bile PVDA’nın bugünkü konumunun bir anda ortaya çıkmadığını; uzun yıllara yayılan örgütsel çalışma, işçi hareketleri ve toplumsal mücadele deneyimleri üzerinden şekillendiğini gösteriyor.
ManiFiesta: Farklı ülkelerden mücadele deneyimlerinin buluşması
ManiFiesta’da dikkat çeken en önemli noktalardan biri, farklı ülkelerden gelen insanların ve örgütlerin kendi deneyimlerini paylaşmalarıydı.
Sendikacılar, işçiler, akademisyenler, yazarlar, sanatçılar ve siyasi temsilciler kendi ülkelerinde yaşanan gelişmeleri anlattılar.
Avrupa’nın farklı ülkelerinde sosyal haklara yönelik baskıların arttığı, çalışma yaşamının değiştiği, kamu hizmetlerinin tartışma konusu olduğu ve sendikal örgütlenmenin çeşitli sorunlarla karşı karşıya kaldığı vurgulandı.
Bu açıdan bakıldığında uluslararası dayanışmanın önemi bir kez daha ortaya çıkıyor.
Çünkü dünyanın herhangi bir yerindeki işçi mücadelesi, başka bir ülkedeki işçilerin deneyimlerinden öğrenebilir. Bir ülkede kazanılan hak, başka bir ülkedeki mücadele için örnek oluşturabilir. Aynı şekilde bir ülkede yaşanan kayıplar, başka ülkelerde........
