Museviliği siyasete alet etmek
Tarih boyunca zaman karşısında sınanmış ve kalburüstü kalmış İslami değerler vardır. Veya tarihten süzülmüş kalıcı değerler ve normlar bulunuyor. Bunlardan birisi dini siyasete alet etmemektir. Bir başkası ise din adına yıkıcı değil yapıcı davranmaktır. Dini siyasete alet etmekle dinde siyasetin olmadığını iddia etmek farklı şeylerdir. Müslümanların ittihadına hizmet etmek siyasettir lakin bunu şahıs ve zümre adına yapmak bir nevi dini siyasete alet etmektir. Samimiyet zeminini zedelememek gerekir. Şahsi menfaatten tecerrüt ederek siyaset yapılabilir. Bediüzzaman bu bağlamda menfaat üzerine dönen siyaset canavarlıktır demiştir. Hasan el Benna da hizipçilikten dert yanmıştır. Temiz niyetleri ve duyguları siyaseti seline kaptıranlar felah bulamazlar. İslam'da dini siyasete alet etmek memnu olduğu gibi sair dinlerde de böyledir. Yahudiler siyaseti dini veya Museviliği siyasete alet eden ilk veya en belirgin dini topluluktur. Topluluk ve kavim olarak tarihleri yine siyasal bir akım olan Şiilik gibi isyanlarla ve fitnelerle bezenmiş ve geçmiştir. Şiilerin Hazreti Hasan veya Hüseyin’den bekledikleri şeyi veya siyasi misyonu onlar da Hazreti Mesih’ten beklemişlerdir. Bekledikleri olmayınca da onu reddetmişlerdir. Şii refleksi tarihte Mesih karşısında Yahudi refleksine benzemektedir. Bu anlamda Şiiler de Yahudiler de rafizidir.
Hazreti Mesih'i benimsememelerinin ardında yatan........
