menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Toprak: Bildiğimiz Kadar mı, Bildiğimizden Fazlası mı?

12 0
08.01.2026

Toprağı, çoğu zaman dört maddî unsurdan biri olarak tanımlarız.

Su, hava ve ziya ile birlikte; hayatın fizikî zeminini teşkil eden bir madde…

Lakin bu tanım, toprağın hakikatinin belki de en cüz’î kısmıdır.

Çünkü biz, toprağı genellikle sonuçlarıyla tanırız.

Üzerinde yürürüz, ekeriz, biçeriz.

Oysa toprağın yaptığı işe baktığımızda, bu basit tarifin onu açıklamaya yetmediğini görürüz.

İşte tam bu noktada, cüz’î bir bilgiyi küllî bir hakikate çevirmek için; Risale-i Nur’a müracaat edelim.

“Hem hava, su, nur, ateş, toprak gibi hiçbir unsur yoktur ki, şuursuzluklarıyla beraber, şuurkârane, mükemmel vazifeleri görmesiyle, basit ve istila edici, intizamsız, her yere dağılmakla beraber, gayet muntazam ve mütenevvi meyveleri ve mahsulleri hazine-i gaybdan getirmesiyle, senin birliğine ve varlığına şehadeti bulunmasın.” (Lem'alar 361.sh - Risale-i Nur)

Unsurların basit, yaygın ve her yere dağılmış olması, delili zayıflatmaz; aksine kuvvetlendirir.

Eğer her şey karışıklıkla açıklansaydı ve yaygınlık düzensizlik doğursaydı, bu kadar hassas neticeler mümkün olamazdı.

Her yere giren ama bozmayan, her şeye dokunan ama karıştırmayan bir tasarruf var.

Bu ise ancak tek merkezli bir irade ile izah edilir.

Meyveleri ve mahsulleri hazine-i gaybdan getirmek” ifadesi, bu hakikati daha da derinleştirir. Çünkü unsurlar, kendilerinde bulunmayan şeyleri ortaya koymaktadır.

Evet; toprakta elma yok, suda hayat resmi yok, ışıkta renk deposu yok.

Buna rağmen bütün unsurlar, kendilerinde olmayan bu hakikatleri kusursuz bir şekilde getirip sergiler.

Demek ki unsurlar üretmiyor; taşıyor, sergiliyor, teslim ediyor.

Bu, unsurların fail değil memur olduğunun en net ifadesidir.

Toprak unsuru ile birlikte diğer Unsurların şuurkârane fiilleri, şuur sahibi olmadıklarının delilidir.

“Evet camid ve şuursuz ve şefkatsiz olan ve birbirine şefkatkârane, şuurdarane vaziyet gösteren muavenetçiler, elbette gayet Rahîm ve Hakîm bir Rabb-i Zülcelal'in kuvvetiyle, rahmetiyle, emriyle yardıma koşturuluyorlar.” (Şualar 143.sh - Risale-i Nur)

Bir taş parçası ne kadar merhametliyse, toprak da o kadardır.

Bir kaya, bir kökün canını umursar mı?

Bir kum tanesi, bir filizin kırılmasına üzülür mü?

Elbette hayır.

Toprak aynı zamanda şefkatsizdir. Şefkat bilgi ister, tercih ister, irade ister. Toprakta bunların hiçbiri yoktur.

Meyve gibi güzel neticelerin oluşumu için gerekli olan; şuur, şefkat, hayat toprak unsuruna verilmeyecek kadar basit bir yapıdır.

Bu şekilde ona verilemeyen şefkat, nasıl görünüyor?

O........

© Risale Haber